Hava sahasını Rusya’ya karşı koruyamayan, Suriye politikasının amaçları arasında en ısrarlı olduğu ‘güvenli bölge’ ve ‘uçuşa yasak’ bölge konusunda ABD’den bile ‘destek görmeyen’, bu arada ‘PKK uzantısı terörist’ olarak nitelediği PYD-YPG ile ABD’nin IŞİD’e karşı ‘askeri işbirliği’ni önleyememiş bir Türkiye var Ortadoğu sahnesinde.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir zamanlar yediği içtiği ayrı gitmeyen, ‘aramızda aile hukuku var’ diyerek yere göğe koyamadığı Başşar Esad’ı ‘Esed’leştirdikten sonra, ‘Esed rejimini yıkıp, Şam’da Cuma namazı kılmak‘tan söz ediyordu.
Böyle bir ihtimal şimdi gözüküyor mu?
2015 yılında ‘Şam’da namaz kılmak’ yerine, Erdoğan, Moskova’ya gidip Putin’le cami açıyor, arkasından Putin, Esad’a destek vermek üzere, hava kuvvetlerini ve hava savunma sistemlerini Suriye’ye gönderip, Türkiye hava sahasını ihlal ediyor ve adeta “Ben buradayken, Esad’a bir şey yapamazsınız” diyor.
Tayyip Erdoğan’a Putin’e ‘kırılmak’ kalıyor.
Yakın geçmişte ‘bölge gücü’ olma iddiası taşıyan Türkiye’nin sürüklendiği bu durum, bu ülkeyi seven ve önemseyen herkesi üzüyor.
Ama, Türkiye’yi bu duruma düşürmenin ‘sorumluluğu’ ve ‘sorumluları’ da olmalıdır. Bizler, Türkiye’yi bu duruma sürükleyenlere ‘kırılmak’ ile, durumu geçiştiremeyiz.
Türkiye’yi ‘Suriye ile birlikte düşünmek zamanı’ gelmiştir.
Ya izlenen politika toptan değişmelidir ya da ‘sorumluları’…