Tayyip Erdoğan’ın dışarıda ‘Esed’i, içeride kendi ve üstelik mazlum ve mağdur vatandaşlarına karşı kullandığı o şedit, tehditkâr dil, söz konusu Rusya ve Putin olunca yumuşayıveriyor. O ‘saldırgan’ ve ‘ısırgan’ dil gidiyor, yerini ‘kırılgan’ bir insanın düşük perdeden ifade ettiği serzenişler alıyor.
NATO üyesi müttefik ülkelere hitap ederken bile esirgemediği buyurucu ve uyarıcı dil, Rusya ve Putin’e dönük olarak ‘kırılgan’ bir insandan çıkar gibi, ‘ricacı’ bir hale bürünüyor.
Besbelli ki, Rusya, Türkiye’yi ve tepkisini ırgalamıyor. Aksi halde, büyükelçisi Dışişleri’ne çağrılıp, protesto notasına muhatap olduktan bir gün sonra, bir daha ‘ihlal’ söz konusu olabilir mi?
Zaten, Türkiye ile değil, bu konuda NATO ile polemiğe giriyorlar. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Rusya’nın Türkiye hava sahası ihlali yanlışlıkla olmuş görünmüyor” dedi. Doğru söyledi. Rusya da ona lâf yetiştiriyor.