Dinin başlıca tartışma konusu edildiği, sözümona dinî değerlere dayalı bir toplum hayatı peşinde koşanların birçok alanda belirleyici olduğu bir ülkede, sormamız gereken sorular yavaş yavaş nitelik değiştiriyor.
Şahsen, “İnsanlar bu kadar dindarken aynı anda nasıl bu kadar merhametsiz ve ikiyüzlü olabiliyorlar?” diye soragelmiştim uzun yıllar.
Artık, “Din diye belledikleri şeyi de kapsayan, üstelik güya baş hasım gördükleriyle de paylaştıkları bir ‘millî değerler’ zemini mi insanları böylesine vicdansız, saldırgan ve cani ruhlu yapıyor?” diye soruyorum.
İktidarda kalma, hattâ var kalma şansını hepimizi ateşe atmakta gören muktedir İslâmcılar hayatımızı cehenneme çevirmeye çalışıyor. Cayır cayır yanarken, hiçbir kalıcı, yapısal meselemizi konuşamıyor, dolayısıyla halletmeye çalışamıyoruz.
Oysa bir çocuk öldürüldüğünde gösterdiğimiz tepkiler, takındığımız tavırlar, hepimizin acilen ruh ve sinir hastalıkları kliniklerine yatırılmasını, tecrit edilmesini gerektiriyor. Bugünkü iktidardan kurtulduğumuzda, bu halimizle nasıl bir gelecek kurabileceğiz?