Taşımalı faşizmin dorselerle Hürriyet’in kapısına yığdığı tiplere bilet kesenler belli… Ellerine taş, sopa tutuşturulup “Korkutun!” emrini verenler belli… Sütunlarında, sosyal medya hesaplarında, sebilhane maşrapası gibi dizilip konuştukları televizyon programlarında milislerine alçakça, namertçe gazetemizi hedef gösterenler belli…
8 Eylül 2015’i hiç unutmayalım ve inşallah bir daha yaşamayalım. Canı cehenneme, PKK’nın hızla tırmandırdığı cinayetlerden içi yanmış kitleleri provoke etmek için ellerini ovuşturarak bekleyenlerden mutlusu yoktur herhalde.
On yıllardır her türlü ayak oyununa rağmen aklıselimle davranmış ve o meşum “iç savaş”ı (evlerden ırak) ağzına almamış bir toplumun ayarlarını altüst edenler mutludur.
Parti binaları yakılırken, gazeteler basılırken, “tipi esmer” diye insanlar linç edilmeye çalışılırken, Güneydoğu’ya gidip gelen otobüsler saldırıya uğrarken, “sağduyu” hedefli ajitasyonları kurgulayanlar mutludur.
Maşalar mutludur, o maşaları tutan ve Türkiye’yi cennet vatandan cinnet vatana çevirmeye yemin etmiş olanlar mutludur.