Görünen o ki Ceylanpınar’da iki polisin katli zihinlerde farklı bir kırılma yaratmış.
Bugüne dek silaha her dönüş PKK’nın genel stratejisi içine yerleştirildiğinde belirli bir anlam ifade edebilirken, bu kez öyle olmamış. Bu cinayetlerin PKK tarafından bilinçli bir mücadele adımı olarak atıldığı, ancak geri teptiği kanaati epeyce yaygın…
Diyarbakır bir ‘sorgulamanın’ içinden geçiyor ve bu da örgüte mesafe almayı mümkün kılan bir ortak duygu ortamı yaratıyor.
Ancak PKK/HDP eleştirisi kendiliğinden hükümetin tutumunun desteklenmesini ifade etmiyor. Çünkü Diyarbakır’da karşılaştığımız en yoğun duygu örgüte olduğu kadar, AKP’ye de yönelik hayal kırıklığıydı. Hükümetin Çözüm Sürecini araçsallaştıran bir çizgi izlediği, güvenilir olmadığı, son kertede Kürt kimliğinin eşit haklara sahip olması konusunda gerekli içselleştirmeyi yapmadığı düşünülüyor.
Bu anlamda ‘Diyarbakır’ artık AKP’ye de daha mesafeli.
Her iki tarafın da alması gereken mesaj şu: Diyarbakır artık çok daha özgüvenli… Tarafların bu ölümcül itişip kakışmasından sıtkı sıyrılmış. İki tarafa da saygısı kalmamış. Kimsenin körü körüne takipçisi değil ve kandırılması da imkansız…