Anayasal kurumların yerle bir edildiği, sokaktaki halkın kurumlara güveninin kalmadığı yerde ekonomik beklentiler de, harcama eğilimi de, ileriye dönük plan yapma eğilimi de düşer. Bunun 30 Mart seçimleri ile ortadan kalkması da güçlü bir olasılık görünmüyor. İşte bu yüzden, 2001 benzeri gibi olmasa da, siyasal krize paralel olarak Türkiye, ekonomik bir krize doğru da sürükleniyor. Ankara’da siyasal yürütmede ‘ortak akıl’ kalmışsa ve olaylara soğukkanlı bakabilen birileri varsa; çok geç olmadan bu da dikkate alınıp, ‘binilen dal’ kesilmekten vazgeçilebilir.