Kadri Gürsel: Seçim sandığı iktidarın kirli çamaşırlarını yıkama makinesi değildir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Başbakan Erdoğan bu meşruiyet krizi ortamında ülkeyi yönetmeye nasıl devam edecek?

Devleti ve toplumu sürekli zehirleyen, çözen ve parçalayan, çatışma tehlikesini büyüten bu solunmaz atmosferde yaşamak mümkün mü?

Başbakan Erdoğan, iktidarını her gün yiyip bitiren meşruiyet krizini yerel seçim sandığında aşabileceğini umuyor olmalı ki 30 Mart’ı kendisinin oylanacağı bir referanduma dönüştürme gayreti içinde.

Diğer taraftan, seçim sandığı iktidarın kirli çamaşırlarını yıkama makinesi değildir; bunu da herkesin bildiği varsayılır. Seçim sandığı, hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet iddialarını aklamaz, bunları yargı aklar ya da cezalandırır.

Şaibeli duruma düşmüş bir iktidar, seçmeninden kendisini bu taşınmaz yükten kurtarması için oy ister hale gelmiş bulunuyor.

Madem bir iktidar yargıda değil de yerel seçim sandığında aklanabileceğini sanmaktadır, o halde şu iyi bilinmelidir: Oy aklamaz, en fazla iddialara konu olan yolsuzluk ve hırsızlıklara bir kısım seçmenin rıza verdiği şeklinde yorumlanabilir. Bu varsayılan rızanın nedenleri de sosyoloji vesiyaset biliminin araştırma konusu olur.

Kadri Gürsel’in yazısı