2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay, apartheid karşıtı mücadeleden Ruanda ve Myanmar’daki soykırım yargılamalarına ve Gazze soruşturmasına uzanan kariyeriyle tanınıyor.

Apartheid karşıtlarının avukatı
‘Barışın ve uluslararası hukukun geliştirilmesine yönelik çabaları’ nedeniyle 2026 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Navi Pillay, 23 Eylül 1941’de Güney Afrika Cumhuriyeti’nin doğusundaki Durban kentindeki yoksul bir mahallede, Hint Tamil kökenli bir ailenin çocuğu olarak doğdu.
Babası otobüs şoförü, annesi ev hanımıydı. Büyükannesi ve büyükbabası şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak için Güney Afrika’ya getirilmişti.
Pillay’ın üniversite eğitimi, öğretmenlerinin girişimi ve mahalle sakinlerinden toplanan paralarla desteklendi.
1965’te Natal Üniversitesi hukuk bölümünden mezun oldu. Harvard’da 1982’de hukuk yüksek lisansını, 1988’de hukuk bilimleri doktorasını tamamladı. Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinden hukuk bilimleri doktorası alan ilk Güney Afrikalı oldu.
Irkçı politikalar nedeniyle beyazlara ait hukuk bürolarında iş bulamadı. 1967’de Natal’de kendi bürosunu açarak beyaz olmayan ilk kadın avukat oldu.
Apartheid karşıtı aktivistlerin ve sendikacıların savunmasını üstlendi. Siyasi tutuklulara işkence ve tecrit uygulamalarını mahkemelere taşıdı.
Güvenlik polisince gözaltına alınan eşi Gaby Pillay’i de savundu. 1973’te aralarında Nelson Mandela’nın da olduğu Robben Adası’ndaki siyasi mahkumların avukata erişim hakkını kazanmasını sağladı.
Ruanda’da tarihi kararlara katkı
Üniversitesinin yayınladığı yaşam öyküsüne göre 28 yıllık avukatlığı boyunca yargıçların odalarına girmesine izin verilmese de 1995’te Güney Afrika’da yüksek mahkeme yargıçlığına atandı. Aynı yıl Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesine seçildi. 1999-2003 döneminde Mahkemenin başkanlığını yürüttü.
1998’de eski belediye başkanı Jean-Paul Akayesu hakkında uluslararası bir mahkemenin ilk soykırım mahkumiyeti kararını verdiği üç kişilik yargıç heyetinde yer aldı.
Karar, tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimlerinin, hedef alınan grubu yok etme amacıyla işlendiğinde soykırım oluşturabileceğini ortaya koyarak uluslararası hukukta emsal oluşturdu.
Ruanda’da medya yayınlarıyla soykırıma teşvik eden kişilerin yargılandığı davadaysa 2003’te karar veren heyete başkanlık etti.
Kadın hakları çalışmalarından BM’ye
Kadın hakları kuruluşu Equality Now’ın 1992’deki kurucuları arasında yer aldı. Güney Afrika Anayasası’nda ayrımcılığı yasaklayan eşitlik hükmünün yer almasına katkıda bulundu.
2003’te Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin ilk yargıçları arasına seçildi. 2008’e kadar Temyiz Dairesinde görev yaptı.
2008-2014 döneminde BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak sivillerin korunması, kadın ve azınlık haklarıyla insan hakları ihlallerinin soruşturulması konularında çalıştı.
‘Gazze’de soykırım var’ diyen komisyonun başkanı
2021’de BM’nin Doğu Kudüs dahil işgaldeki Filistin toprakları ve İsrail hakkındaki Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun başkanlığına atandı.
Komisyon, 16 Eylül 2025’te yayınladığı incelemede İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği sonucuna ulaştı. Pillay devletlerin soykırımı önleme yükümlülüğünü savundu. Açık kanıtlar karşısında hareketsiz kalınmasını suç ortaklığı olarak değerlendirdi.
Komisyondaki başkanlık görevini Kasım 2025’e kadar sürdürdü. Uluslararası topluma Gazze’deki soykırımı durdurmak için harekete geçme çağrısı yaptı.
Myanmar davasında yargıçlık
Pillay, 2019’dan bu yana Gambiya’nın Arakanlı Müslümanlara soykırım iddiaları nedeniyle Myanmar’a karşı açtığı davada, Uluslararası Adalet Divanında davaya özgü yargıç olarak görev yapıyor.
2025’te Sydney Barış Ödülü’nü, 2026’da Olof Palme Ödülü’ne layık görüldü.
Pillay; Albert Luthuli, Desmond Tutu, Nelson Mandela ve Frederik Willem de Klerk’in ardından Nobel Barış Ödülü’nü kazanan beşinci Güney Afrikalı oldu.