Deniz Ülke Kaynak: Yapay zekâ uzaylı değil, dünyalıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İçinde bulunduğumuz yeni teknoloji dünyası ve yapay zekâ çağının, normal şartlarda si­ber alanın coğrafyasızlığını da­ha da belirginleştirmesi bekle­nirdi. Oysa yapay zekâ bize ne kadar soyut, sınırsız ve mekân­dan bağımsız görünse de varlığı ve altyapısı bir o kadar fiziksel ve coğrafyaya bağımlıdır.

Büyük modelleri çalıştırmak için veri merkezlerine, onları beslemek için muazzam miktarda elektri­ğe, sistemleri soğutmak için so­ğuk suya ve uygun iklime, çip üretmek için kritik minerallere, veriyi taşımak için denizaltı kab­lolarına, bütün bunları korumak için de siyasi ve askerî güvenli­ğe ihtiyaç vardır.

Kısacası yapay zekâ uzaylı değil, dünyalıdır; sa­dece teknolojik bir mesele olarak algılanamayacak kadar da dün­yalılar arası politik rekabetin bir öznesidir. Bu yüzden yakın ge­lecekte, dünya üzerindeki some coğrafyaların jeostratejik değe­rini yeniden belirleyecek bir un­sur olduğu açıktır.

Dolayısıyla “Yapay zekâ yarışını kimin kaza­nacağı?” sorusunun cevabını bir başka soruda arayabiliriz: Yapay zekâ nasıl bir dünya haritasına ihtiyaç duyuyor?

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre veri merkezleri, 2026 yılın­da bir yılda yüzde 17 artarak yak­laşık 485 TWh elektrik tüketti. 2030’da bu rakamın 945 TWh olması, yapay zekâ odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketimi­nin ise gelecek beş yılda 3 kattan fazla artması bekleniyor. Kısa­cası artık yalnızca teknoloji şir­ketlerinin elektrik faturasından bahsetmiyoruz.

Veri merkezle­rinin yoğunlaştığı bölgeler, ye­rel elektrik şebekeleri üzerinde yarattıkları aşırı yük nedeniyle riskli hâle gelmiş durumda. Bu şebeke sorunları önümüzdeki dönemde gündelik yaşamı, sana­yi üretimini, lojistiği ve güvenliği derinden etkileyebilecek bir bo­yuta taşınabilir.

Her birimiz gi­derek daha fazla yapay zekâ ba­ğımlısı hâle geldiğimiz için bu tüketimin ve riskin katlanarak artacağı açıktır.

Deniz Ülke Kaynak’ın yazısı