Siyasal iktisat kuramında standart model, iktidarların seçime doğru ekonomik büyümeyi yüksek tutmak için makro dengeleri bozmayı göze alarak popülist para, maliye ve gelir politikalarına yönelmeleri diğer ifadeyle vidaları gevşetmeleri, seçimler geçtikten sonra da iktidarın (eskisi ya da yenisi) vidaları sıkması şeklinde özetlenebilir.
Bu kuram bize hiç yabancı değil. Seçim ekonomisi en son 2023 seçimlerinde fazlasıyla uygulandı, bu kez neden uygulanmasın?
Kimi meslektaşım OVP’yi seçim ekonomisinin sinyali olarak görüyor. Örneğin Uğur Gürses “2027 OVP’si seçim fragmanı” başlıklı yazısında 2027’de seçim ekonomisi patikasının açılacağı kanaatinde.
Haluk Bürümekçi biraz daha temkinli:
“OVP’nin gerçek hedefi: Seçime kadar idare-i maslahat” diyor. Burası Türkiye, her şey olabilir ama bence mevcut konjonktürde enflasyonla mücadeleden vazgeçmek olmaz ve en önemlisi daha büyük riskler içeriyor.
Mevcut ekonomi yönetimi ile 180 derece dönüşü gerçekleştirmek olanaksız. Daha birkaç gün önce TCMB Başkanı Karahan Ortadoğu’daki gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden söz ederek “daha sıkı para politikası” uygulayabileceklerini açıkça söyledi.
Maliye politikasına gelince, yeni ile eski OVP arasındaki dikkate değer yegâne büyük farklılık kamu tüketiminde. Eski OVP’de 2027 için yüzde 5,5 artış yeni OVP’de yüzde 2,8’e çekilmiş. Bu farklılığın ardında Maliye Bakanının sıkı maliye politikası konusundaki ısrarı kendini gösteriyor.
Diyebilirsiniz ki işsizliği ve yoksulluğu artıracak düşük bir büyüme ile seçimlere gidilir mi? Onu da yaşayacağız göreceğiz.