Piyasaya çıktıkları günlerden itibaren “sandığın kutsiyetini” dillerinden düşürmezler hiç.
Kazandıkları her seçimden sonra, bunu olgun biçimde hazmedip kendilerini seçen halka hizmet için yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirmek yerine, kaybedenleri yani siyasi rakiplerini (onları düşman olarak algıladıklarından dolayı) aşağılamak, ezmek ve mümkünse ortadan ilelebet kaldırmak için gibi bir davranış biçimini benimsediler.
Zaten, tipik bir sağcı hareket olarak dünyayı “Biz ve düşmanlarımız” diye algılama sendromunun etkisinde oldukları için rakiplerini (düşmanlarını) adeta “Bir daha karşılarına çıkamayacak hale getirmek” için ellerinden geleni yaptılar.