Tutuklu İstanbul büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu, İBB davasında savunma yaptı: “Burada olmamın gerçek sebebinin babam üzerinde baskı kurmak ve onu geri adım atmaya zorlamak olduğuna inanıyorum.”

Yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 51’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı davanın 76’ncı duruşması Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görüldü.
‘Burada olmamın gerçek sebebinin babam üzerinde baskı kurmak olduğuna inanıyorum’
Davada tutuksuz sanıkların savunmaları alınırken İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu da savunma yaptı.
Ailecek bu davanın ana hedefi haline getirildiklerini belirten Selim İmamoğlu, şunları söyledi:
“Benim siyasetle hiçbir alakam olmamasına rağmen bu davaya dahil edildim. Benim soyadım İmamoğlu olmasaydı bugün burada olmayacaktım. Burada olmamın gerçek sebebininse babam üzerinde baskı kurmak ve onu geri adım atmaya zorlamak olduğuna inanıyorum.
‘Yurt dışında şansımız olabilir mi diye inisiyatif almak istedim, babam sıcak bakmadı’
Çok acı ki arkamda babam, kürsüde ben, maalesef Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmayacak bir kareye tanıklık ediyoruz. İddianameye göre bir eylemden sorumlu tutuluyorum. Üniversitemin son dönemlerine doğru aile şirketimizde resmi olarak yarı zamanlı çalışmaya başlamıştım. Şirketimize destek olduğum süreçte işlerimizi yurt dışına genişletmemiz gerektiğini düşünmeye başladım. Türkiye’de inşaat sektöründe başarmış bir ailenin üçüncü nesli olarak yurt dışında da şansımız olabilir mi diye inisiyatif almak istedim.
İnşaat mühendisliği diplomamı aldıktan sonra bu isteğime yönelik hızlıca karar aldım ve yaptığım araştırmalar sonucunda Hırvatistan’da bir projeyi keşfettim. Bu projeye ortak olmak istediğimi babama ilettim. Babamsa bu konuya pek sıcak bakmadı. Çünkü siyaseten tartışmalara yol açabilecek bir konu olduğunu söyledi.
Bunun üzerine ben de tamamen aile şirketinden bağımsız ve bana ait bir şirketle bu süreci ilerleteceğimi söyledim. Ailemden aldığım maddi destekle yurt dışında bir girişimde bulunmamın bir sorun olacağını düşünmüyordum ve hala aynı kanaatteyim. Böylece kazandığım deneyimleri annem ve dedemin de maddi desteğiyle yurt dışına taşıma konusunda ilk adımımı atmış oldum.
Projenin gelişim maliyetlerinin bir kısmını ödeyerek azınlık hisse almak üzere projenin ana firmasıyla anlaştım. Bu kapsamda 390 bin avro Hırvatistan’daki bankaya transfer edildi.”
‘Hesabını veremeyeceğim bir durum yoktur’
Selim İmamoğlu savunmasına şöyle devam etti:
“Türkiye Yelken Federasyonu’ndan sporcu lisansımı aldım ve yarışlara katıldım. Yarışlarda belli bir tecrübe kazandıktan sonra, bu yarışlara kendime ait bir yelkenli ile katılmak istedim. Yarış amacıyla kullanılan ikinci el 2009 model bir sportif yelkenliyi 2024 yılında 772 bin liraya satın aldım. Bedelini de babamdan borç olarak banka havalesiyle aldım.
Sahibi olduğum bu yelkenli şu an yelken kulübünde eğitim amaçlı da kullanılmaktadır. Yani günün sonunda da bu iki konuda hesabını veremeyeceğim bir durum asla yoktur.
Bize bu yaşatılanlar kısa vadede birilerini rahatlatabilir ancak böyle devam ederse uzun vadede hepimizi zan altında bırakacak bir süreci yaşıyoruz. Haliyle yaşanılan hiçbir şeyin aslında hiç kimseye bir faydası yok. Türkiye’nin bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği, başka bir hayali hak ettiğini düşünüyorum. Herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Beraatimi, hesaplarımdaki tedbirin kaldırılmasını, yurt dışı yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum. En önemlisi sevgili babam Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımın tahliyesini talep ediyorum.”