Türkiye’nin etrafındaki güvenlik haritası aynı anda iki yönden birden değişiyor:
Ortadoğu’da bir tarafta İsrail-Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi, diğer tarafta Suudi Arabistan-Pakistan ve Türkiye’nin imzaladığı Mekke Paktı’yla saflar netleşiyor.
Kuzeyde ise Rusya-Ukrayna savaşı artık yalnızca Ukrayna topraklarında yaşanan bir savaş olmaktan çıkıp NATO’nun doğu kanadını doğrudan etkileyen bir güvenlik krizine dönüşüyor. Türkiye ise bu “iki ateş” arasında yolunu bulmaya çalışıyor.
(…)
Türkiye’nin dış politikası ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki yakınlık nedeniyle giderek Washington eksenine doğru kayarken, geleneksel denge politikasını yürütmek giderek zorlaşmakta.
Türkiye’nin kuzeyinde ve güneyinde aynı anda yeni güvenlik mimarileri kuruluyor. Bu ortamda Ankara’nın askerî caydırıcılık kadar diplomatik hareket alanına da ihtiyacı var.
İki cephede birden caydırıcı kalırken, iki cephede birden savaşa sürüklenmemek gerekiyor.
Bir yandan caydırıcılığı artırmak, bir yandan yeni ortaklıklar kurmak, diğer yandan Rusya ve Batı arasındaki ilişkilerini korumaya çalışmak: “Denge siyaseti” artık geçmişe göre çok daha yüksek maliyetli…