Sahaya döndüğümüzde; Fenerbahçe, yıllardır zorlandığı Samsun deplasmanını bu kez güle oynaya geride bıraktı. Bunda Samsunspor’un kadro kalitesinin geçen yıla göre düşük olması başroldeydi. Nitekim maç sonrası Samsunspor Başkanı da kadro planlaması konusunda teknik direktörle anlaşamadığını açıkça dile getirdi.
Dolmabahçe’ye döndüğümüzde, sahada kendi oyun felsefesinden ve felsefesinin getirdiği hücum disiplininden milim ödün vermeyen bir Vincenzo Italiano takımı vardı.
Siyah-beyazlılar, Çorum FK karşısında daha ilk yarıdan soyunma odasına farklı skorun getirdiği özgüvenle girmeyi başardı. İkinci yarıda ise tempoyu düşürmeyen, özgün atak isteğini ve baskılı oyun anlayışını koruyan Beşiktaş, skoru daha da keyifli bir noktaya taşıdı.
Dušan Vlahović’in hat-trick yaparak yıldızlaştığı, oyunu tamamen domine ettiği ve siyah-beyazlı taraftarlara seyir zevki yüksek bir gece yaşattığı maçta, İlhan Fakılı’nın skoru perçinleyen golü adeta lige verilmiş güçlü bir gözdağı gibiydi. Güçlü bir direnç göstermeye çalışan Çorum FK karşısında alınan bu farklı galibiyet, yaklaşan derbi öncesi son derece kararlı bir “karşı koşu” niteliği taşıyordu.
Sonuca geldiğimizde; son dört yılın şampiyonu Galatasaray, lige organizasyonel ve kadro uyumu açısından en hazır giren takım görüntüsünü koruyor. Diğer zirve adayları ise sezona vites artırarak başlayıp aradaki mesafeyi kapatma peşinde. Tempolu ve keyifli başlayan Süper Lig maratonunu kimin önde bitireceğini ise yine bu hazır kalma becerisi belirleyecek.
Asıl duruma dönersek bu üç takımın göstereceği Avrupa performansı. Milyar TL’ye ulaşan üç takım bakalım neler yapacak?