AİHM son kararında bir kez daha, yerel mahkemelerin “kötü niyetli olarak Kavala’yı özgürlüğünden mahrum bıraktığını” söylüyor ve serbest bırakılmasını istiyor.
Evrensel hukukun yasal, meşru ve asli temsilcisi böyle söylüyor.
Türkiye’de siyasi meşrebi ne olursa olsun, akli selim sahibi insanların büyük bir çoğunluğu da böyle düşünüyor. Hakkaniyetli insanların vicdanı bu sesi veriyor.
Kavala’nın mahkumiyetin arkasında yatan, Gezi olaylarının hükümeti devirmek için planlanmış bir kalkışma olduğu iddiası karşılıksız ideolojik tez. Bu tezi iktidar tasarladı, ilan etti ve resmileştirdi. MGK gibi devlet kurumları tekrar ettirdi, iktidara meyilli savcılar mutlak bir gerçekten söz edermiş gibi iddianamelere koydular, mahkemeler kararlarını buna göre ve bu gerekçeyle verdi. Bunu yapmayanlar görevden alındı. Otoriterliğin en çıplak tanımıydı bu.
Otoriter siyaset oyunun ilk böyle oynandı, oyun hala devam ediyor…
Bugün Türkiye’de yargının siyasi iktidarın adli şubesi haline gelmesinin en büyük göstergesi bu oyun ve Kavala’nın durumu.