Halil Kağan Öyken: Toplum sadece verimli değil, aynı zamanda insan kalmak zorundadır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Makine öğrenme algoritmaları ne kadar gelişirse gelişsin, otomasyon ne kadar hassaslaşırsa hassaslaşsın, insan ruhu çalışma ilişkilerine hakim olmalıdır. Özellikle de empatinin yoğun olduğu, insanın insanla, insanın acıyla, sevgiyle, kırılganlıkla yüz yüze geldiği işlerde. Yapay zeka bu alanlara ya hiç girmemeli ya da en fazla arka planda, sessiz bir asistan gibi durmalıdır. Çünkü empati, veriyle değil, bakışla; hesapla değil, yürekle yapılır. Şimdi bazılarınız insanın insana yaptığını robot yapmaz diye düşünse de biz yine de insana şans vermeye devam edelim.

İnsana ayrılmış işler, aslında bir lüks değil, bir zorunluluk. Çünkü toplum, sadece verimli değil, aynı zamanda insan kalmak zorundadır. İnsana ayrılan işler, yapay zekânın yapacağı işlere sınır çekmenin yanında yapay zekâya alan açmaya yol açmamalıdır. Diğer bir ifade ile yapay zekâ bir işi yapıyor diye insanın o işi öğrenmesine ve yapabilmesine gerek bulunmadığı yönüne ilerlememeliyiz. Keza ne zaman neye gereksinim duyacağımızı bugünden bilmek olanaklı değildir.

Empati yoğun işlerde otomasyonun geri planda kalması, diğer işlerde ise belli sınırlardan sonra insanın karar verici olması, bu dengeyi korur. Aksi halde, her şey hızlanır, her şey ölçülür, her şey optimize edilir… Ama bir gün bakarsınız ortadan insan kalmamış. 

Halil Kağan Öyken’in yazısı