İsrail’in yanlış istihbarat aldığı, Netanyahu’ya bunu illettikleri, Türkiye’nin o üsse yerleşmeye hazırlanmadığı, bunun bir yanlış anlamadan kaynaklandığı ve ABD’ye haber vermeden o üssü vurdukları, Allah’tan Ankara’dakilerin sağduyulu davrandıkları anlatısı gerçeği yansıtabilir.
Ama Barrack, bunu tekrarlayarak Ankara’yı niye alttan alan, zayıf taraf durumuna düşürüyor? Ankara’dakilerin de iç, dış kamuoyuna güçlü görünme hassasiyetlerini yok saymıyor mu?
Netanyahu’nun güç gösterisine, popülist şovuna âlet olmaktır.
Üstelik Trump ve âvânesi, Netanyahu’yu uyarmak için medyaya konuşmaya mı ihtiyaç duyar? Dinlemiyor, lâftan anlamıyorsa arar çekersin kulağını.
Hem İsrail’le Türkiye, birbirlerinin Suriye’deki askeri varlığını istemiyor. İkisi de diğerinin güçlenmesine karşı ve bu tehdit algılarıyla milli güvenlik zaruretleri değişmeyecek.
Tabii Barrack’ın bize hiç bahsetmediği bir ihtimal senaryosu da burada gündeme geliyor.
Netanyahu, aralarındaki güç dengesini bozacağı endişesiyle Trump’ın Türkiye’ye F-35 filan satmasını önlemek için elinden geleni yapıyor.
Netanyahu’nun şiddetle karşı çıktığı Trump’a sorulduğunda; “kimse bana kime neyi satıp satmamamız gerektiğini söyleyemez, Türkiye büyük bir müttefikimiz” diyerek terslemişti.
Belki de Netanyahu; haklılığını ispatlamak, ABD Kongre’sini etkilemek ve onay süreçlerinde Trump’ı durdurmak için Türkiye’ye tuzak kurdu. Ankara’yı provoke ederek, Washington’dan bakınca saldırgan görüneceği bir askeri cevaba kışkırttı.
Barrack’ın karın ağrısı buysa, Netanyahu’nun tezgahını ifşa etmeye çırpınıyorsa yine yanlış iletişim stratejisi izliyor. Durumu Ankara lehine iyileştirmiyor, kötüleştiriyor, biri anlatsın hazrete.
Nedenini sorarsa şunları koysunlar önüne….
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Netanyahu arasındaki gerilim için ‘ona bakmayın siz, boş ve göstermelik retorik, yakında ittifak ilişkisine geri dönerler’ türü boşboğazlıklar eden kendisiydi.
“Türkiye’yle İsrail çatışır mı, Erdoğan tehdit ediyor” diye sorulduğunda da Trump şöyle demişti:
“Böyle bir şey duymadım, eğer duysaydım onu arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum, ben Başkan’ken olmaz.”
Öncesindeyse ABD’nin İran’la anlaşması için Türkiye’nin İsrail’le barışmasını yine kendileri şart koşmuştu.
Yani önceliklerinin İsrail olduğu ortadayken Barrack’ın Netanyahu’yu kızdırma pahasına konuştuğuna kim inanır?