Ülkemiz, mevsim ortalamaların üstünde bir yaz yaşıyor…
Yani dengesiz doğa, zaten siyasi iktidarın 23 yıldır ezdiği insanları daha da bunaltmış durumda…
Emekliler bunalımdalar çünkü aç ve açıktalar!
Yağmurda çamurda, güneşin altında toprağı işleyen milletin karnını doyuran ama kendi karınlarını doymayan çiftçi perişan!
Asgari ücret açlık sınırının altında…
Asgari ücret alan 4 kişilik aile bile yoksulluk sınırını geçemiyor…
Gençler geleceklerinden umudu kesmişler…
Her gün kadın ölümleri vahşeti yaşanıyor…
Çocuklar bilime dönük eğitim alamıyor, dine bağımlı ve çağın dışında yetiştirilmeye zorlanıyor…
Gaziler Ankara’nın göbeğinde kaderlerine bırakılmış…
Madencileri, yalnızca sözünü tutmayan yandaş patron değil, bakanlarda aldatıyor…
Velhasıl, toplumsal bunalımın dozu, sıcaklardan daha baskın!.
Niye?
Toplumu kategorize eden siyasal İslamcılar, yarattıkları tarikatların gücünü, yurttaşın huzurunun üstünde tutuyor…
İşcinin emeğini değil, patronun sermayesini tercih ediyor…
Köylünün toprağını değil, maden sahibini çıkardığı altını, gümüşü, kömürü önceliyor…
Bu anlayıştır ki, milletin “malını, doğasını, suyunu ormanını, denizini evladını yok eden bir noktaya doğru hızlıca” götürüyor…
Kimsenin mal ve can güvencesi kalmadı çünkü, hak hukuk adalet kayboldu…