Sultan Özer: Gazeteciler her gün biraz daha yıpratılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gazeteciler sadece sokakta da yıpranmıyor elbette.

Akredite edilmeyerek, soru sormaları engellenerek… Mecliste soru sorabilen az sayıdaki arkadaşımız da hedef alınarak yıpratılıyorlar.

TBMM’de, Gezi sonrası, TMMOB’nin yetkilerinin sınırlandırılmasını da içeren bir torba yasa görüşülüyordu. Yasa için sabahlanmıştı.

AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, uyurken çekilen fotoğrafına sinirlenmişti.

Kuliste kadın gazetecilere, “Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, ‘Bunların gerçeği bu’ diye… Ahlaksız olurum değil mi? Ama siz yapınca gazetecilik oluyor. Sizi buraya sokmamak için elimden geleni yapacağım” diyerek taciz, tehdit ve hakaretlerde bulunmuştu.

Gazeteciler haberleri nedeniyle düğün-bayram dinlemeden akraba evlerinden, çocuklarının ağlamalarını umursamadan evlerinden alınıp hapsedilerek de yıpratılıyor.

Yaptıkları haberler nedeniyle şiddete uğrayarak da…

Ve sadece gerçekleri yazdıkları için öldürülerek…

Metin Göktepe, Musa Anter, Çetin Emeç, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, İzzet Kezer, Hrant Dink…

Bu mesleğin onuru olan meslektaşlarımızı da unutmadan…

Gazeteciler ölüyor.

Gazeteciler öldürülüyor.

Ve belki her gün, fark edilmeden, biraz daha yıpratılıyor…

Sultan Özer’in yazısı