Zayıflama ilacı GLP-1'ler için uyarı: Yaşam tarzı ürününe dönüştürülmesi doğru değil

Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 reseptör agonistlerinin (zayıflama iğneleri olarak biliniyor) tıbbi açıdan önemli bir gelişme olduğunu belirten farmakoloji uzmanı Prof. Dr. Ali Yağız Üresin, bu ilaçların sağlıklı kişiler için ‘yaşam tarzı ürünü’ haline getirilmesinin ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulundu.

Fotoğraf: Pexels

GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1), vücutta doğal olarak üretilen bir hormon. Kan şekerini düzenliyor ve yeme isteğini azaltıyor. Yemekten sonra bağırsaklardan salınarak pankreası uyarıp insülin salınımını artırıyor. İnsülin, kan şekeri düzeylerini düzenlemeye yardımcı oluyor. Mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini oluşturuyor, iştahı baskılıyor.

GLP-1 reseptör agonistleri, kan şekeri regülasyonu, kilo kontrolü, tokluk hissi oluşturma ve kardiyovasküler koruma gibi faydalarına, yaşam tarzı değişiklikleri de eklendiğinde başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

Her ilaç gibi GLP-1 agonistlerinin kullanımının da hekim kontrolünde olması önemli. Fakat bir yandan birkaç kilo fazlası olanlar, gelinliğine sığmaya çalışanlar, plaja hazırlık yapanlarca reçetesiz de olsa ulaşılabilmesi, diğer yandan neredeyse ‘her derde deva’ gibi pazarlanması beklenen ya da beklenmedik riskler doğurabilir.

Mesude Demir ve Ali Yağız Üresin.

İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Üresin, Diken’in sorularını yanıtladı. Üresin GLP-1 ilaçlarının son yılların mucizesi gibi sunulmasının yanlış olduğunu belirtti. Bu moleküller ilaç olarak ilk onayı FDA’dan (Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu) 2005’te aldılar. Başlangıçta diyabet tedavisi amacıyla geliştirilen ilaçlar, zamanla geri planda kaldı. Daha sonra kilo verdirici etkileri nedeniyle yeniden gündeme geldi. Üresin, “Şimdi farklı bir pazarlama stratejisiyle yeniden öne çıkarılıyorlar” dedi.

‘Bu kadar agresif tanıtım görmedim

Üresin’e göre bugün ilaçlar yalnızca hekimler aracılığıyla değil; sosyal medya, dijital platformlar, diziler ve farkındalık kampanyaları üzerinden de dolaylı biçimde meşrulaştırılıyor ve ‘pazar’ büyütülüyor.

Bu ilaçlardaki kadar agresif bir tanıtım görmediğini belirten Üresin, “Bu artık çığırından çıkmış durumda. İlaçta reklam yapmak yasak. Reklamı yapılamıyor ama dolaylı reklam görüyoruz. Bazı dizilere dahi GLP-1 reklamlarının yerleştirildiğini hissediyorum. Sanki yeni bir tüketim kategorisi oluşturuluyor” diye konuştu.

Profesör ağır hastalıklar için üretilmiş moleküllerin ‘yaşam tarzı ürününe’ dönüştürüldüğünü söyledi: “Ağır diyabet veya yüksek kardiyovasküler riski olan hastalarda gösterilen faydaları ya da henüz sadece hayvan modellerinde kalan ‘otizm ve demansa iyi geliyor’ gibi erken sinyalleri alıp sağlıklı insanlara ‘koruyucu iksir’ gibi pazarlanıyor. Bu biyolojik ve biyoistatistiksel bir göz bağlayıcılığı.

Yüksek riskli hastadaki yüzde 20’lik risk azalması somut bir hayati fayda sağlıyor. Ancak riski sıfıra yakın sağlıklı bir insanda, bu mutlak fayda yok denecek kadar az. Diğer yandan kas kaybı, gastrointestinal felç ve nöroendokrin riskler tamamen baki.

Karşı karşıya olduğumuz şey koruyucu tıp değil. Sağlıklı bireylerin ömür boyu ‘müşteri’ yapıldığı agresif bir endikasyon sürüklenmesi.”

Bırakıldığında sorunlar geri dönüyor

Bu ilaçların sorunsuz olmadığını, bırakıldığında metabolik geri tepmeler, gözden kaçan kas kayıpları, mide motilite (midenin kasılması) sorunlarını hatırlatan Üresin şöyle devam etti: “Obezite sonuçta yenilmediğinde çözebilecek bir şey. Ama ‘diyetle buraya varamazsın’ deniyor. Bu ilacın kendi kendine zayıflattığını sanmak yanılgı. İlaç iştahı keserek, diyet yapmayı sağladığı için zayıflatıyor.

İlacı alıp yemeğe devam edenin zayıflaması mümkün değil. Bırakıldığı zaman her şey geriye dönüyor. Bunları insülin gibi düşünmek, mutlaka hekim kontrolünde başlamak ve takibinde almak gerekiyor.

Kolesterol, tansiyon ya da diyabet ilaçlarına benzetildiğinde, benim bakış açımdan güvenli suya gelmiş olur.”

Uzun vadede beklenmedik etkiler çıkabilir

İlaca karşı olmadığını, morbid obezite, hipertansiyon, diyabet ve ciddi metabolik risk taşıyan hastalarda önemli yararlar sağlayabileceğini vurgulayan Üresin, bazı yakınlarına kullanmaları gerektiğini de ifade etmiş.

Üresin, GLP-1 ilaçlarının da kontrolsüz ve gereksiz kullanımının uzun vadede bugün öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceğini sözlerine ekledi.

Obezite tanımında kullanılan beden kitle indeksinin (BKİ) Avrupa kökenli erkek nüfus üzerinden geliştirildiğini hatırlattı. Bu ölçütün kadınlar ve farklı etnik gruplar için her zaman uygun olmadığını belirten Üresin, metabolik açıdan sağlıklı fazla kilolu bireylerin bulunduğunu, bu nedenle yalnızca kiloya bakılarak tedavi kararı verilmemesi gerektiğini söyledi.

TGA: GLP-1 ilaçları göz hastalığına neden olabilir

ABD, ilk kez bir zayıflama hapına onay verdi

Zayıflama iğnesi kullananlar, diyet yapanlara göre daha hızlı kilo alıyor