Economist Impact’in 2026 Resilient Food Systems Index’i 60 ülkeyi sadece üretime göre değil; erişilebilirlik, tedarik sürekliliği, gıda güvenliği ve iklim risklerine uyum kapasitesine göre değerlendirdi.
Türkiye 56,68 puan ile listenin 47. sırasında, Gana, Şili gibi pek çok ülke bizden daha dayanıklı.
Tarım/gıda sistemlerinin “kuraklık, sel gibi, aşırı hava koşullarına, jeopolitik istikrarsızlığa, salgın hastalıklara, yangına, enerji krizlerine, savaşlara, tedarik zinciri kırılmalarına karşı işleyişini sürdürebilme yeteneği olarak tanımlanan “gıda dayanıklılığı puanımız” gelecek yıllardaki gıda enflasyonunu, üretkenliği belirleyecek.
En mühim soru, bugün yeterli olan kaynaklar yarına kalacak mı, yeterli mi, değişen iklime uyumlanabildik mi?
Dayanıklılık emarelerimize karşın “kronikleşen gıda enflasyonu, artan girdi maliyetleri, iklim kaynaklı risklerin yarattığı verim, kalite kayıpları. Çiftçilerin tarımdan kopması, kırsal kalkınmada, hayvancılıkta istenen ivmenin yaratılamaması, tarımın kendi enerjisini üretememesi, suyu yeterince randımanlı kullanamama” gibi onlarca başlıkta yeterince iyi olmadığımız her alan “Dayanıklılık İndeksinde” 60 ülke içinde 47. olmamıza neden oluyor.
Velhasıl, Türkiye’nin ivedi gıda dayanıklılık endeksini oluşturması lazım. İstanbul üç hafta boyunca taze sebze alamazsa ne olur? Antalya’da iki yıl üst üste kuraklık yaşanırsa? Konya Ovası yeraltı suyunu aynı hızla tüketmeye devam ederse? Ege’de zeytin üretimini etkileyen yangınlar artarsa? Bir sonraki kuraklıkta, selde, donda, enerji krizinde, jeopolitik şokta gıda sistemimiz ayakta kalabilecek mi asıl sorular bunlar.