Ağrı’da çalışan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Ali Çakır’ın, sosyal medya hesabından kliniğinde ‘kadın sünneti’ yaptığını duyurduğu paylaşımı tepkilere yol açtı. Hekim meslek örgütleri ve kadın sivil toplum kuruluşlarından peş peşe gelen açıklamalar üzerine Çakır bunu sildi, yerine ‘hud derisi alma’ işlemi yaptığını paylaştı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, hayatta olan 230 milyondan fazla kız ve kadın sünnete maruz kaldı. Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki 30 ülkede yapılan ve etkisi ömür boyu sürebilen ciddi sakatlıklara yol açan bu işlem, genellikle bebeklikten 15 yaşına kadar olan kız çocuklarına yapılıyor. Bu, çocuk hakları ihlali anlamına da geliyor.
İnsan hakları ihlali kabul edilen kadın sünnetinde, tıbbi sebepleri olmasa da kadın dış genital organları kısmen ya da tamamen çıkarılıyor. Bu işlem; şiddetli kanamaya, idrar yapma sorunlarına, daha sonra kistlere, adet düzensizliklerine, enfeksiyonlara, doğumda komplikasyonlara ve yenidoğan ölümlerinde artış riskine yol açıyor.
Örgüt, sağlık çalışanlarını kadın sünneti yapmamaya şiddetle teşvik ediyor. Nitekim 2008’de Dünya Sağlık Asamblesi, kadın sünnetinin ortadan kaldırılmasına ilişkin kararı kabul ederek; sağlık, eğitim, finans, adalet ve kadın işleri de dâhil olmak üzere tüm sektörlerde koordineli eylemin gerekliliğini vurgulamıştı.


Diken’in sorularını yanıtlayan Dr. Çakır, hiç kadın sünneti yapmadığını söyledi. Çakır, hud estetiğinin halk arasında ‘kadın sünneti’ olarak bilindiğini öne sürdü.
AKAI Başkanı: Biz de şaşırdık
Ağrı Kars Ardahan Iğdır (AKAI) Tabip Odası, Dr. Çakır hakkında idari ve disiplin soruşturması başlattığını duyurdu.
Oda Başkanı Dr. Barlas Sulu, ‘kadın sünneti’ne kendilerinin de şaşırdığını söyledi
Bölgede kadın sünneti talebi ya da uygulamasıyla ilgili daha önce bir şey duymadıklarını belirten Sulu, şunları söyledi: “Kadın sünneti son derece bilim dışı ve etik dışı bir uygulama. Türkiye’de olsun, bölgemizde olsun kadın sünnetini kabul edecek biri olduğunu sanmıyorum.
Meslektaşımızın yaptığı reklamsa o da etik dışı. Maalesef sağlık sektöründe reklam çığırından çıktı.
Paylaşımını değiştirmiş ama ‘hud derisi almak’ (kesmek) sünnetle aynı yöntem.
Sağlık hizmeti, niteliği gereği bir tüketim nesnesi ya da ticari bir meta olamaz. Hekimlik mesleği de doğrudan insan hayatı ve toplum sağlığıyla ilintili. Önce zarar vermeme ve kanıta dayalı tıp ilkelerine uyma, tıbbi uygulamaların temel standartlarındandır.
Kadın sünneti gibi uygulamaları deontolojik ve etik olarak kesin bir dille reddediyoruz.”
TTB Kadın Kolu: Ağır bir şiddet biçimi
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu da yaptığı açıklamada, kadın sünnetinin (genital mutilasyon); kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü, sağlığını ve temel insan haklarını ihlal eden, hiçbir tıbbi gerekliliği ve bilimsel dayanağı bulunmayan ağır bir şiddet biçimi olduğunu söyledi.
Bu uygulamanın hekimlik mesleğiyle bağdaşmasının mümkün olmadığı belirtilen açıklamada, kadınların bedenine yönelik her türlü şiddetin ve hak ihlalinin karşısında oldukları, soruşturma sürecini takip edecekleri belirtildi.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, yetkili kurumları gerekli inceleme ve işlemleri ivedilikle başlatmaya çağırdı: “Kadın sünneti; kız çocukları ve kadınların beden bütünlüğünü ihlal eden, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen ve uluslararası kuruluşlar tarafından kadınlara yönelik şiddetin bir biçimi olarak kabul edilen zararlı bir uygulamadır.
Sağlık mesleğinin etik ilkeleriyle bağdaşmayan bu tür paylaşımların ve uygulamaların normalleştirilmesi kabul edilemez.”
Dr. Çakır: Kadın sünneti hiç yapmadım
Sorularımızı yazılı olarak yanıtlayan Çakır, şunları söyledi: “Türkçeye kadın sünneti olarak geçen Female Genital Mutilation (FGM) (kadın genital mutilasyonu/genital sakatlama) işlemini hiç yapmadım. Bir hekimin bu işlemi yapabileceğine de asla ihtimal vermiyorum. Kadın sünneti, FGM anlamında ciddi sağlık problemlerine yol açtığından Türkiye’de ve dünyada suç kabul edilmektedir. Böyle bir talebin olması da mümkün değildir; suçtur.”
‘Kadın sünneti’ ifadesini daha sonra neden ‘hud derisi estetiği’yle değiştirdiği yönündeki sorumuza Çakır, şöyle yanıt verdi: “Halk arasında kadın sünneti olarak bilinen hudoplasti işlemi için kullanılan ‘kadın sünneti’ ifadesi, FGM ile özdeşleştiğinden, ifadenin daha dar kapsamlısı olan ‘hud derisi alınması’ şeklinde ifade edilmesi daha doğru olmuştur.
FGM ile hudoplasti arasında hem benzerlik hem de ciddi farklılıklar vardır. Her ikisi de anatomik olarak aynı bölgeye (klitorisi çevreleyen deri kıvrımına) müdahale ediyor gibi görünse de motivasyon, uygulama yöntemi, hukuki/etik statü ve amaç açısından tamamen farklıdır.
‘Hud estetiği halk arasında kadın sünneti diye biliniyor’
FGM sakatlıklara yol açtığından yapılmasını asla önermiyorum. Sağlık problemleri nedeniyle erişkin, rızaya dayalı, steril koşullarda, eğitimli cerrahın yaptığı hudoplasti ise hastanın şikâyetlerini giderdiğinden birçok sağlık merkezinde güvenle yapılmakta ve önerilmektedir.”
Çakır, ‘kadın sünneti’nin yol açacağı tepkiyi göze alıp almadığı yönündeki sorumuz üzerine de şu yanıtı verdi:
“Hayali dahi mümkün olmayan FGM her mecrada tepkiyle karşılanır, gayet normaldir. Estetik konusunda eğitimli bir cerrahın, halk arasında erkek sünnetinde kesilen deri kısmının kadındaki karşılığı olan hud derisinin kesilmesinin kadın sünneti olarak bilinmesi, kadın sünneti olarak ifade edilen ve açıklamalarda detaylandırılan hudoplasti işleminin direkt FGM olarak değerlendirilmesi ve bir doktorun FGM yaptığına inanılmasını şaşkınlık ve üzüntüyle karşılıyorum.”