Grand Kartal Otel’deki yangında yakınlarını kaybeden aileler, sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanması için Bolu’dan Ankara’ya ‘adalet’ ve ‘farkındalık’ için yürüdü.

21 Ocak 2025’teki yangında 78 kişi hayatını kaybetmişti. Bolu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi davayı 31 Ekim 2025’te karara bağlamış, otelin sahibi Halit Ergül, otelin genel müdürü Emir Aras’la birlikte bazı sanıklara müebbet hapis cezaları vermişti. Aileler, 10 sanığa verilen hapisle, iki sanığa verilen beraat kararlarını bozulması talebiyle istinafa taşımıştı.
Ayrıca Danıştay, Eylül 2025’te dokuz Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlisi hakkında soruşturma izni verdi. Fakat 10 ay geçmesine rağmen bu konuda henüz bir gelişme yok. Aileler, halen tutuksuz olan bu kişilerin ‘delil karartabileceğinden’ endişe ediyor.
11 Temmuz’da Bolu’dan başlatılan ’78 can için adalet yürüyüşü’, bugün, Ulus’taki Atatürk Anıtı önünde yaptıkları açıklamayla tamamladı.
Erdoğan’a seslendi: Bu sese kulak versin
Yürüyüşe öncülük eden ve yangında annesi Gülçin, abisi Şenol ve 11 yaşındaki yeğeni Mina Akişli’yi kaybeden Oktay Akişli, destek veren ailelere teşekkür etti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi:
“Onlar (aileler) olmasaydı ben bu gücü alamazdım. Beni en iyi anlayacak tek kişi var. O da annesine benim kadar düşkün olan cumhurbaşkanımızdır. Annesini kaybetmiş bir evlat var. Annesinin adaletini sekiz gündür o yollarda arayan bir evlat var. Bu sese kulak versin. Başka bir şey demeyeceğim.”
‘Aziz hatıralarına karşı en büyük vicdani sorumluluğumuz’
Sonra yangında eşi ve kızını kaybeden Hilmi Altın söz aldı:
“Yürüyüşümüz kaybettiğimiz canların, vefanın, hukuk devletine inancın ve adalet arayışlarındaki kararlılığın bir ifadesi. Yürüyüşe adalete inancımız büyütmek için çıktık.
Hiçbir karar çocuklarımızın gülüşünü, sevdiklerimizin sıcaklığını ve kaybettiklerimizin yokluğunu geri getirmeyecek ancak adaletin yerini bulması onların aziz hatırasına karşı en büyük vicdani sorumluğumuz.
Danıştay’ın bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verdi. Sürecin en kısa sürede tamamlanmalı.”

Adalet bakanın ‘Pazartesi talimat verin’ çağrısı
Ardından konuşan ve yangında sekiz yakınını kaybeden Yüksel Gültekin, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslendi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’aysa sert sözlerle yüklendi:
“Tek amacımız adalet. Yaklaşık 10 aydır Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri hakkında iddianame hazırlanmadı. Yalnızca adalet sağlanması için yürüdüğümüzü, asla kırmayacağımızı, dökmeyeceğimizi, bize yakışanın hukukun içerisinde yürümek olduğunu söyledik. Ayaklarımız patlayarak buraya kadar geldik.
Sayın bakanım (Akın Gürlek), lütfen 2026 Türkiye’sinde, savcılığın dosyasında ‘Bunlar birinci derece sorumludur’ denildikten sonra 10 aydır iddianame düzenlenmeyen dosya için pazartesi talimat verin. Bizim derdimiz siyasi değil. Bizi yalnızca 78 ailenin yürek yangını bağlıyor.

‘Ya siz cumhurbaşkanını da mı dinlemiyorsunuz?’
Bunların arkasında, adını ağzıma almak istemediğim duyarsız, hissiyatsız, merhametsiz turizm bakanı (Mehmet Nuri Ersoy) var. Turizm bakanının arkasında kim var? Cumhurbaşkanı olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı, turizm bakanının gözünün içine baka baka ‘Bu olayın failleri mutlaka yargılanacak’ dedi. Ya siz cumhurbaşkanını da mı dinlemiyorsunuz?
Biz bu işin peşini bırakmayız. Bakın, bugün Ulus’tan sesleniyoruz. Yarın gideceğimiz yer Turizm Bakanlığı’nın önü olacak. Bunu herkes bilsin. Biz bu işin peşini bırakmayız.
Turizm bakanı elinde viski şişesiyle dalga geçer gibi Yunan koylarını geziyor. Hala görevde bulunmaya devam ediyor. Ya bu neyin niyeti, kim bu adam ya? Bu merhametsiz, bu Jakoben bu vicdansız kim? Ölünceye kadar bunun peşindeyiz.”

‘Yargıyla dalga geçen bakan’
Son sözü oğlunu kaybeden Danıştay 9’uncu Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay aldı ve özetle şöyle konuştu:
“Kartalkaya faciasındaki dosyamızda failler gözümüzün önündeyken bunlar yargının önüne çıkarılamıyorsa burada bir sorun vardır. Ama bu sorun devletten kaynaklanmıyor. Devlet yetkisini kullanan kamu görevlilerinden kaynaklanıyor. Devletin itibarını ayağa kaldırmak ve yargıya olan güveni artırmak için yürüdük.
Ana davadaki bütün deliller ortada, bilirkişi raporunda sorumlular açıkça belirtilmiş durumda. Bolu başsavcılığına soruyoruz: Dosya neden 10 aydır bekliyor?
Aileler olarak haklarında soruşturma izni verilen dokuz kamu görevlisinin delilleri karartabilecekleri gerekçesiyle tutuklu yargılanmalarını talep ettik. Başsavcılık bırakın tutuklamayı, bu kişileri Bolu’ya getirip ifadelerini dahi almadı. SEGBİS üzerinden ifadeleri alındı. On aydır ortada ne iddianame var ne de açılmış bir dava.

Bir diğer husus çalışma ve sosyal güvenlik bakanı (Vedat Işıkhan). Ben hayatımda bunun kadar yargıyla dalga geçen, bunun kadar hukuku dikkate almayan bir bakan görmedim, tanımadım.
Danıştay 1’inci Dairesi iki defa karar veriyor, ‘Yanlış yapıyorsunuz’ diyor. Daha önce görevden almış olduğunuz eski bir müfettişe soruşturma izni verip ‘Gerçek sorumlularla ilgili bir değerlendirme yapmadan bu dosyayı buraya gönderemezsiniz’ diyerek Danıştay 1’inci Dairesi dosyayı iki kez Çalışma Bakanlığı’na geri gönderiyor.
O çalışma bakanı da iki kez aynı şekilde, görevden aldığı eski müfettiş hakkında soruşturma izni vererek diğerleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme ve karar vermeden dosyayı gönderiyor. Sayın bakan, Danıştay 1’inci Dairesi mahallenizin bakkalı değil. Yargı adına verilmiş bir kararı ciddiye almak zorundasınız.”
Ailelerin ortak açıklamasında da amacın bağımsız mahkemelerde adil ve eksiksiz bir yargılama olduğu vurgulandı.
Konuşmalardan sonra ellerinde yakınlarının fotoğraflarını taşıyan aileler, 78 kişi anısına gökyüzüne balon bıraktı.