Heybeliada Sanatoryumu için ikinci tahsis, ikinci dava

Türkiye’nin ilk devlet sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu’nun, içinde bulunduğu 200 bin dönümlük alanla birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na yeniden tahsis edilmesine karşı İstanbul Tabip Odası ve Türk Toraks Derneği iptal davası açtı.

Fotoğraf: Derya Tolgay

Sanatoryum il kez, Covid-19 pandemisinin tüm şiddetiyle yaşandığı 2020’de yine Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmişti. Bunun üzerine ilgili meslek kuruluşları (TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, İstanbul Barosu, İstanbul Tabip Odası, Türk Toraks Derneği İstanbul Şubesi) tahsis kararına karşı iptal davası açmıştı. 2022’de mahkeme tahsis kararını iptal etmişti.

Dört yıl sonra ikinci tahsis

Mahkemenin iptal kararından dört yıl sonra bir kez daha Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis kararı verildi.

Sanatoryumlar, antibiyotikler bulunana kadar verem (tüberküloz) hastalarının tedavi edildiği yerlerdi. Hastalara uygulanabilen tek tedavi olan temiz hava, dinlenme ve iyi gıda sanatoryumlarda verilirdi. Nitekim sanatoryum planlanırken, inşa edileceği bölge klimatolojik etütlerle belirlendi. 

Heybeliada Çam Limanı mevkiinde kızılçamlar içine, Davos’taki sanatoryumlar örnek alınarak kuruldu. Tesiste yatakhaneler, yemekhaneler ve dinlenme salonlarının yanı sıra rehabilitasyon merkezi vardı. 

Burada çalışabilecek durumdaki verem hastalarına saat tamirciliği, fotoğrafçılık, çorapçılık, saraçlık, daktilografi gibi meslekler öğretildi. Böylece hastaların tedavi sonrası çeşitli sektörlerde istihdam edilmeleri sağlandı. Meslek edinen hastalardan, meslekleriyle ilgili bir yer açıp adaya yerleşenler oldu.

Doğal sit alanında

Antibiyotik bulunsa da göğüs hastalıkları hastanesi olarak fonksiyonunu sürdürdü.

İkinci Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, şair-yazar Rıfat Ilgaz, şair Ece Ayhan’ın aralarında bulunduğu hastaya yıllarca hizmet veren hastane, 1999 Gölcük depreminde zarar görünce bazı bölümleri onarıldı.

2005’te hastalar ve personel Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderilerek boşaltıldı. 2009’da çıkan yangındaysa tarihi bina harabeye döndü.

Fotoğraf: Dünya Mirası Adalar

Sanatoryumun bulunduğu yer doğal sit alanı. Alanın sağlık işlevi, doğal dokunun ve ormanın da bugüne dek korunmasını sağladı. Çam Limanı ve çevresi yapılaşmadan, kamusal bir alan olarak kaldı.

Sivil toplum kuruluşları ve adalılar, sanatoryumun geleceğinin tarihi, sosyal ve kültürel hafızasıyla uyumlu, ada halkının talep ve beklentilerinin de dikkate alınacağı kararlarla belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

Türk Toraks Derneği: Müze ve karantina merkezi olabilir

Eski Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Fuat Kalyoncu, sanatoryumun Cumhuriyetin ilk büyük göğüs hastalıkları merkezi olduğunu hatırlattı: “Burası anıt hastane. Kıymetli, sembolik bir yer. Türkiye Cumhuriyeti’yle neredeyse yaşıt.

Fotoğraf: Dünya Mirası Adalar

Arşivleri, binası ve geçmişi, orada yapılan araştırmalar ve yatan hastalarıyla çok özgün bir tıp tarihine sahip olan bu yapı, Tüberküloz Müzesi ve karantina hastanesi veya merkezi olmalı diye düşünüyoruz. Dünyada buna benzer tarihi yapılar amaçları dışında değil, geçmişlerine uygun olarak korunurlar.

Sanatoryumun birçok hastaya şifa olmasının yanı sıra çok önemli sağlık çalışmalarını milletimize kazandırdığını unutmamak ve bunu gelecek nesillere anımsatmak için hem müze hem de karantina merkezi olmasının yolunu açmak gerekir.”

Kalyoncu, 2022’deki tahsisin iptali kararının temyiz yolu kapalı olmak üzere kesinleştiğini vurguladı: “Bu davanın avukatı Can Atalay’dı. Bir yandan da change.org’da da bir imza kampanyası başlattık. Kampanyada 80 binden fazla imza toplandı. Bunun da mahkeme kararında etkili olduğunu düşünüyoruz.

Neticede mahkemeyi kazandık ama şu anda Türkiye’de mahkemeyi kazanmanız, olayın bir daha önümüze gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Nitekim de öyle oldu.”

İTO: Tahsis tarihi, sosyal ve kültürel hafızayla uyumsuz

İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu da yaptığı açıklamada sanatoryumun herhangi bir alan olmadığını söyledi: “Adalar iklimi ve orman havzası nedeniyle özgün özellikler barındıran ve İstanbul’un başka köşesinde bulunmasının imkânı olmayan niteliklere sahip bir alan. Bu nitelikler 80 yıl boyunca sağlık odaklı olarak değerlendirilmişti. Yine sağlık amacıyla kullanıma devam etmesi en uygun işlevlendirme olur.

Burasının Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsisi, alanın tarihi, sosyal ve kültürel hafızasıyla uyumsuz. Yanı sıra, Adalar’la ilgili alınan koruma kararları ve plan yaklaşımlarına da aykırı.”

Fotoğraf: Dünya Mirası Adalar

Adalılar: Hastaneye ihtiyacımız var

Öte yandan adalılar, tek hastaneleri kapatıldıktan sonra sağlık hizmeti almada güçlük yaşıyor. Adını vermek istemeyen bir adalı şöyle konuştu: 

“Sanatoryum kapatılınca adalar hastanesiz kaldı. Bilhassa hafta sonları, bayram tatillerinde ciddi mağduriyet yaşanıyor. Adaların bilhassa yaşlı nüfusu çok. Bir enjeksiyon için dahi 3 bin lira ödemek zorunda kalıyorlar. Sanatoryumun tekrar sağlık hizmeti vermesini diliyoruz.”

Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet’e tahsisi yeniden gündemde