Canlarım, hayat bana yetmiş beş yılda önemli bir gerçeği öğretti…
Az gelişmiş ülkelerin eğitimsiz bırakılmış insanlarıyla…
Tek amacı daha fazla servet biriktirmek olan bazı zenginler arasında, ilginç bir ortak nokta var:
İki grup insan da dünyanın ve insanlığın geleceğine karşı duyarsız…
Birincisi günü kurtarmanın… İkincisi ise servetini büyütmenin peşinde…
İkisinin arasında sıkışıp kalan ise gelecek kuşakların yaşayacağı dünya…
Oysa doğa ne ideoloji tanır ne de banka hesabı…
Atmosfer, kirletenin kim olduğuna bakmadan hepimize, aynı faturayı çıkarır…
Yanan ormanların dumanı da kuruyan nehirlerin sessizliği de; zengini ve yoksulu sonunda aynı gerçekle yüzleştirir… Bu yüzden, ülkemin en zehirli kömür santrallerine 50 km mesafede (Gökova) ama henüz cennet olan bu topraklarda yaşayan ve iklim krizi konusunda hassasiyeti olan biri olarak diyorum ki:
Kömürden acil çıkış ve yenilenebilir enerjiye yönelmek bir tercih değil, ortak geleceğimize karşı sorumluluğumuz…
Bugün atılmayan her adım, yarının çocuklarına bırakılmış ağır bir borç…
Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı; çocuklarımızdan ödünç aldık…
Ödünç aldığımız bu emaneti, hırslarımız uğruna yaşanmaz hale getirmeye hiçbirimizin hakkı yok…