Emrah Safa Gürkan isimli tarihçimiz, “mizah özgür olmalı” konulu bir video çekmiş.
Dediği şu tarihçimizin:
“Mizahçının malzemesi dokunulmazlardır. Onun görevi dokunulmayana dokunmak, söylenmeyeni söylemek. Bu sayede de toplumlar bir ferahlama hissederler.”
Bir mizahçı, Atatürk’e dokunduğunda gözaltına alınmıştı.
Emrah Safa, “Ne var bunda? Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.
Bir mizahçı, Alevilere dokunduğunda büyük tepki almıştı.
Emrah Safa, “Tepki çok yanlış. Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.
Ne zaman ki sıra Kuran’a / Allah’a / Peygamber’e / dine / diyanete geldi.
Emrah Safa, tereddütsüz raconu kesiverdi:
“Mizahçının görevi dokunulmazlara dokunmaktır, söylenmeyeni söylemektir.”
Size bir şey söyleyeyim mi:
Sınırsız mizah özgürlüğü, bizim toplumumuzda kocaman bir masaldır.
Deniz Göktaş’ın yaptığı din şakasına sonsuz destek veren DEM’liler, daha dün Kürt kadını fıkrası anlatan 90 küsur yaşındaki iş insanını bir kaşık suda boğmaya kalkışıyorlardı.