Bu yaz Türkiye için soru “Kaç turist gelecek” değil. Asıl soru şu: Gelen milyonları, toprağa, suya ve üreticiye zarar vermeden, güvenilir biçimde nasıl besleyeceğiz? Eğer bu soruya güçlü bir cevap verebilirsek yalnızca iyi bir turizm sezonu değil, yeni nesil bir gıda ve turizm modeli de inşa etmiş olacağız.
Yaz geldi. Türkiye’nin kıyıları yeniden dolmaya başladı. Nüfusun normal şartlarda taşıdığı yük, birkaç hafta içinde katlanacak. O bölgede yaşayanlar, sezonluk çalışanlar, yerli turistler, milyonlarca yabancı ziyaretçi aynı anda aynı suyu kullanacak, aynı tedarik zincirinden beslenecek, aynı mutfakların üretimine bağımlı olacak.
Biz kaç turist geldiğini değil, gelen insanları güvenilir, sürdürülebilir ve izlenebilir bir gıda ile nasıl besleyeceğimizi düşünmeliyiz.
Turizm artık sadece bir konaklama sektörü değil. Turizm; giderek büyüyen bir gıda yönetimi, su yönetimi, hikaye yönetimi, lojistik yönetimi meselesi. Ve belki de ilk kez, mutfak kapasitesi otel kapasitesinden daha stratejik bir hâle geliyor.
Bence uzun yıllar turizm rekabetini yanlış okuduk. Daha büyük oteller, her şey dahil konseptler, daha fazla açık büfe, daha çok ürün, daha uzun menü, daha ucuz paketler…
Oysa bugün dünya başka bir noktada ve başka bir yolda. Artık mesele her şey dahil değil. Artık mesele önümüze konulan her şey sürdürülebilir mi?