Erdoğan, iktidarının ilk yıllarında sıklıkla şunu tekrarlardı:
“Fikrine güvenen fikir hürriyetinden, inancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz”.
Herhalde inanç özgürlüğü, inanmak serbest ama benim inandığıma inanmamak yasak demek değil.
Tekke edebiyatında okuduğunuz, ilahiyatçı sohbetlerinde daha kabalarını işitebileceğiniz iman nüktelerini getirin aklınıza…
Sonra şuna cevap verin:
İnançla ilgili esprilerden inananların hoşlanması beklenmez. Fakat suç mu?
Ergenekon’du, 28 Şubat soruşturmasıydı, her sabah yeni bir operasyon dalgasıyla uyandığımız yıllarda ‘dalga dalga operasyonlar huzuru kaçırır, toplumu boğar’ diye uyaran Erdoğan’dı.
15 yıl geçti, o dalgalar kesilmedi. Yargı-polis operasyonlarıyla yatıp kalkmaya devam ediyoruz.
Bunu konu etmeyen mizah, neyi diline dolayıp hicvedecek? Topluma nefes de mi aldırılmasın?
Küfürsüz siyasi taşlamanın, hakaretsiz iğneleme ve dokundurmanın en ağırını, en saygısızcasını dahi suçlaştırmak o yergileri doğrular ve haklı çıkarır, dendi. Yine de aldırılmadı.
Ve korkarım, dinsiz diye mizahı kelepçelerseniz bu işin sonu, imansız diye şarkıları tutuklamaya kadar gider.