Gökçer Tahincioğlu: Deniz Göktaş'ın gösterisinde din üzerine tek bir cümle olmasaydı bile sonuç değişmeyecekti

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kutsal başlığı, hassas bir konu gerçekten… Aynı duyarlılık başkalarının kutsalları için de geçerli olsa üzerinde durulması, düşünülmesi gereken bir başlık bu. Ama öyle olmuyor. Bunun arkasına kendi kutsalının en kutsal olduğu düşüncesi geldiğinde tartışmanın lüzumu da ortadan kalkıyor bir anda. Ezberin olduğu yerde halkın kolayca ve kendiliğinden tahrik olmayacağı, kutsalın böyle zarar görmeyeceği, devletin böyle yıkılmayacağı, endişeye mahal olmadığı sözleri de anlamını yitiriyor.

O zaman hakikatten konuşalım. Öyle ya bu ülkede olduğu gibi zamanla eğilip bükülebilir ancak hakikat tek ve orada duruyor.

Deniz Göktaş’ın gösterisinde din üzerine tek bir cümle olmasaydı bile ters kelepçeyle emniyetin kapısından sokulmasıyla altı çizilen sonuç değişmeyecekti. Zira rejimin karakteri, dokunulmaz kılınmak istenen alanlara dokunulmasını hazmedemez. Doğası gereği hazmetmez.

Aksi takdirde bir eşik aşılmış olur, o eşikten geçen çok olur ve bugüne kadar bedeller ödenerek örülen duvar ortadan kalkar. Mesele gerekçelendirmek bile değil. Hiçbir gerekçe bulunmasa da bunların olabildiğini, ters kelepçenin, düz kelepçenin, cezaevinin, geceyarısı baskınlarının, sabah baskınlarının söz konusu olabildiğini biliyoruz.

Deniz Göktaş, önce “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “dini değerleri aşağılama” suçundan gözaltına alındı ardından dosyasına “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu eklendi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun bu kadar tutuklamaya yol açtığı tek ülke Türkiye. Bu suç tipinin farklı ülkelerde de örnekleri var ancak yüzlerce kişinin bu suçtan tutuklandığı bir ülke yok. 

Gökçer Tahincioğlu’nun yazısı