Boğaziçi mezunu Özdağ: Bütün hocalarım teker teker gitti

Boğaziçi Üniversitesi mezuniyetinde ‘kayyım’ döneminde atanan akademisyenle fotoğraf çektirmek istemediği için mezun kartı pasife çevrilen Hasan Özdağ okuldaki durumu anlattı.

Smiling graduate in a blue gown sits cross-legged on grass, cap raised, with two framed diplomas on the ground.
Hasan Özdağ.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne AKP’den milletvekili adayı olan Melih Bulu, 2021 Ocak’ta atanmış, yedi ay sonra görevden alınmıştı. 2021 Ağustos’taysa Bulu’nun yardımcısı Naci İnci rektör atanmış, görev süresi dolunca Eylül 2025’te yeniden atanmıştı.

Boğaziçili akademisyenler ‘kayyım rektör’e karşı 5 Ocak 2021’den beri eylemde.

İnci döneminde üniversitenin felsefe bölümüne atanan Yasin Ramazan Başaran, 18 Şubat 2026’da Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Araştırma Merkezi’nin müdürlüğüne getirildi.

Felsefe bölümü mezuniyet töreninde diplomasını almak için sahneye çıkan Özdağ, Başaran’la fotoğraf çektirmek istemedi. Bunun üzerine akademisyen de öğrencinin diplomasını vermemeye çalıştı. Sosyal medyaya da yansıyan görüntüler gündemde geniş yer tuttu.

Diken’e konuşan Özdağ ‘diploma’ hadisesini ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki genel durumu anlattı…

Boğaziçi öğrencisi Özdağ

2020’de Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü kazanan Özdağ, hazırlığı geçtikten sonraki ilk yılında Melih Bulu’nun atanmasıyla ‘kayyım rektör’ gündemininin başladığını söyledi:

“O hengamenin içine girdim, bütün üniversite deneyimimi o dönem yaşadıklarımız şekillendirdi. Felsefeyle çift anadal yapıyordum, 2023’te başladım çift anadal programına.

Okuduğum süreçte yavaş yavaş yeni yönetimle uzlaşamayan, kafa yapısı ters gözüken, muhalif diye bir şekilde damgalanmış, fişlenmiş hocalarımın mobbinge, psikolojik şiddete maruz bırakılarak uzaklaştırılmasına şahitlik ettim.

‘Ders aldığım hocalarım teker teker gitti’

Ders aldığım hocalarım teker teker gitti. Kimilerinden ders alma fırsatı yakalayamadım çok istememe rağmen. Ben okudukça birileri gitti, ben okudukça birileri gitti… Bir şekilde sonuna gelebildik.

Benden sonraki jenerasyonlara üzülüyorum. Siyaset bilimi bölümü gerçekten çok güzeldi. Ve şu anda yok. Hocalarımın çoğu gitti. Gelenlerin ‘çoğu’ Boğaziçi Üniversitesi öğrencisine eğitim verebilecek kadar iyi değil. Bazısının İngilizcesi bile yeterince iyi değil.

Yeni gelenler kim?

Yeni gelenlerin nereden geldiği değişiyor. King’s College’tan gelen de var, Marmara İlahiyat gibi yerlerden gelen de var, daha önce duymadığım üniversitelerden gelenler de var. Bir şekilde kağıt üzerinde eğitim formasyonunda karşılıyor gibi duran nitelik anlamında düşük olan… Standart işe alım prosedürleri çiğnenerek adrese teslim ilanlarla alınan hocalar bunlar.

Genel anlamda gelmek için geliyorlar gibi geliyor bana, Boğaziçi’nde hoca olmak için geliyorlar gibi… Boğaziçi’ndeki yönetişme nasıl olagelmiş, öğrenci-hoca arasındaki iletişim nasıl gelişmiş, Boğaziçi öğrencisi kim ya da dersler nasıl geçer gibi bu konularda tecrübesizler.

‘Entegrasyon sorunu var’

Bu insanlarda şunu gözlemliyorum; alışmaya, uyum sağlamaya çalışmıyorlar hatta tam tersi inatlaşıyorlar. Benim başıma gelen bir inatlaşma meselesiydi sahnede.

Bir entegrasyon sorunu var hem öğrenciden hem yeni gelen hocalarla. Bu da her şeyi daha da kötü yapıyor.

Neden diplomayı Başaran dağıtıyor?

İki sene önce geldi öğrendiğim kadarıyla, kendisini çok da tanımıyorum çünkü kendisinden bir ders almışlığım bile yoktur.

Benim çap danışmanım kendisi, 2024’te bir anda kayıt işlerinde Yıldız Silier’di benim danışmanım, o da benzer süreçlerle okuldan uzaklaşan hocalarımızdan biri, kendisini çok severdim.

O uzaklaştırıldı, sözleşmesi yenilenmedi. Onun yerine çap danışmanı Yasin Ramazan Başaran oldu, bir anda oluverdi. İki senedir bana bir kere yazdığını hatırlamıyorum.

İki danışmanımız var bizim çap öğrencilerinin siyaset bilimi ve felsefede. Her ikisinin de bu öğrenci mezun olmaya hazır bilgisi vermesi gerekiyor kendi bölümlerine.

Bir tek orda işim düştü, orda da peşine düştüm, kendisi yapmadı bunu. Öğrenci işlerini aradım sizin isminiz gözükmüyor dediler. Ondan sonra, nasıl neden gözükmüyor dedim. Felsefe danışmanınız vermemiş isminizi dediler.

Mail attım, felsefe danışmanı diyor ki ‘Sizin siyaset danışmanınız kurs eşlemesi yapmamış o yüzden veremem…’ Siyaset danışmanını arıyorum ‘Öyle bir şey yok, altı senedir çap öğrencisi mezun ediyorum hayatımda ilk defa böyle bir şey duyuyorum‘ diyor. Koyulduğu yerin gerekliliğini bilmiyor, az önceki dediğim ayak uydurmaya ya da öğrenmeye çalışmama hali bu.

‘Sahneye çıktığımda ‘Seni de mezun edemiyorduk’ dedi’

Sahneye çıktığımda bana ilk diplomayı alırken ‘Seni de mezun edemiyorduk neredeyse’ dedi. O beni zaten iyice sinirlendirdi. Ben zaten o hem ‘paraşüt’ olduğu için hem de böyle bir zorluk yaşattığı için bana, onunla fotoğraf çekilmeyeceğim diye çıktım oraya. Tamam mecbur kalırsam diplomayı o verecek yapacak bişey yok, elinden alıcam, sessiz sakin gidicem sahneden, derdim bu. Tuttu diplomayı, ‘Fotoğraf çekilmek istemiyorum’ dedim. ‘Aa o zaman vermem’ dedi biraz da böyle gülerek. Ben önce şaka yapıyor sandım. Sonra geri çekti diplomayı. Ben de ‘Şaka mı yapıyorsunuz ne demek vermem?’ dedim.

‘Fotoğraf çekilmek istemiyorum bu hakkım’

‘Olmaz çekileceksin fotoğraf’ dedi. Yanına almaya çalıştı beni fotoğraf için, ben de o an fotoğraf çeken kişiye yapma diye el hareketi yaptım. Sağolsun çekmedi o da.

Sonra inatlaşma başladı. ‘Saygısızlık ediyorsun şu anda’ dedi. Ben de ‘Saygısızlık etmiyorum ben sizin yüzünüzden neredeyse mezun olamayacaktım. Ben fotoğraf çekilmek istemiyorum bu benim hakkım’ dedim.”

En son ‘O zaman iki ay sonra alırsın rektörlükten diplomayı’ dedi. Diplomayı kapatıp götürmeye kalktı orda önünü kestim artık, ne yapayım? Tuttum diplomayı çektim. Ondan sonrası zaten ‘Diplomamı verin… Vermiyorum’..

Arkada bir başka ‘paraşüt’ hocamız araya girdi. Sonra bıraktı o da. Salonda da yuhlamalar yükselince baskısıyla bırakmak durumunda kaldı. Aldım gittim.”

‘Protesto edip gelmeyen hocalar anlamlı olduğunu düşünüyorlar ama değil’

Aslında felsefe bölümünün başkanı var ve kendisi ‘paraşüt’ değil. Gelmedi, bilmiyoruz neden gelmediğini. Diğer hocalarımızdan bazıları konferans ve hastalık gibi nedenlerle gelmemiş.

Benim kişisel spekülasyonum bu: Protesto ediyorlar muhtemelen gelmeyerek, anlamlı bir protesto yaptıklarını düşünüyorlar muhtemelen ama değil anlamlı. Orada biz yalnız kalıyoruz çünkü. Ama bu sadece benim fikrim dediğim gibi asıl sebebini bilmiyorum.

‘Törenden çıktığımda fotoğraf çektirenler oldu’

Törenden çıktığımda bir sürü insan beni tebrik etti, fotoğraf çektirenler oldu veliler, öğrenciler arasında. Bir sürü insan dünden beri yazıyor, arıyor.

Sağolsunlar halimi, hatırımı soruyorlar. ‘Çok onurlu bir şey yaptın, tebrik ederim’ diyorlar. Kendimi yalnız hissetmiyorum asla. Kendi arkamda bir dayanışma hissediyorum ama bölüm hocaları ne konuşuyorlar onu bilmiyorum.

Boğaziçi felsefe ve ÖTK Instagram sayfaları ortak bildiri yayınladı taleplerimiz: ‘Yasin Ramazan Başaran’ı istemiyoruz’ diye.

Hocalar bir araya gelip anlamlı kolektif aksiyon alacak mı o konuda bir bilgim yok.

Boğaziçi bundan sonra nereye?

Birkaç senemiz kötü… Çünkü verilen zarar öyle hemen telafi edilebilecek bir zarar değil. Bölümlerin yarısı tasfiye edildi… Bazısının tamamı… Çok kıymetli hocalarımız gitti bir daha gelirler mi bilmiyorum. Akademik anlamda özellikle sosyal bilimlerde.

Üzülüyorum, yeni gelen arkadaşlara, iki-üç alt dönem arkadaşlara üzülüyorum. Benim ders aldığım hocalardan ders alamayacaklar. İki ‘paraşüt’ hocadan ders aldım bu sene. Zorunlu dersler olduğu için onlardan almak zorunda kaldım. Çok kötü deneyimlerdi her ikisi de…

Dersin yüzde 30’u devam zorunluluğuyla notlanıyor. Neden yapıyor derse gidelim diye. Ben yine gitmedim, DC aldım. Sınavlarımı yüksek verdim ama devam zorunluluğunu hiç karşılamadığım için dersten DC aldım. Bir sınav 90 diğeri 87. Bu şekilde DC aldım yani.

‘Varolmak zor’

Etkinlik şube müdürlüğü gibi bişey kuruldu rektörlüğe bağlı tüm etkinlik onların onayından geçiyor. Öyle kafana göre etkinlik yapamıyorsun. İyice azalıyor etkinlikler öğrenciler de sosyalleşemiyor. Boğaziçi’nde varolmak zor.

Biz aslında bir belgesel çektik ama yayınladığımız gibi saldırı oldu. Yakında tekrar aksiyon almaya başlacağız.

Ne yapacak?

The New School for Social Research New York’tan kabul aldım. Yüksek lisans iki senelik tezli. Siyaset bölümünden kabul aldım, siyaset teorisi dalında master yapmak istiyorum.

Akademik çalışma yapmak istiyorum, sonra doktoraya devam etme planım da var 19 Ağustos’ta gitme planım var işte bir aksilik olmazsa New York’a.”

Çift diplomalı öğrenci Boğaziçi’ne giremeyecek: Tören düzenini bozmuş

Boğaziçi’ndeki ‘paraşüt’ akademisyen: Showunuzun parçası olamam

Boğaziçili öğrenci ‘paraşüt’ akademisyenle fotoğraf çektirmeyi reddetti