Soru-yanıt: Deniz Göktaş'ın savcılık ifadesi

Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş, savcılık ifadesinde ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘dini değerleri aşağılama’ suçlamalarını reddetti.

Silhouette of a person with both arms raised on a red theater curtain backdrop.
Fotoğraf: @tuzbiberstandup / Instagram

Göktaş, ‘Ölü Deniz’ adlı son gösterisini 24 Haziran’da YouTube’da yayınladığından bu yana gündemde. Video 10 günde (3 Temmuz 15:36 itibarıyla) 9,5 milyon kez izlendi.

Gösterisinden kesitlerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından Göktaş hedef gösterilmiş, 26 Haziran’da söz konusu X paylaşımlarına erişim engeli getirilmiş, 29 Haziran’da İstanbul başsavcılığı ‘dini değerleri aşağılama’ gerekçesiyle soruşturma başlatmıştı.

O günlerde yurt dışında tatilde bulunan Göktaş dün (2 Temmuz) Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

Göktaş’a ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlaması da yöneltildiği ortaya çıkmıştı.

Komedyen bugün iki suçlamayla tutuklandı.

Gazeteci Barış Pehlivan, X’ten Göktaş’ın savcılık ifadesinin bir kısmını paylaştı.

Savcı, Göktaş’a gösterisindeki bazı sözlerini tek tek sorarak ne kastettiğini sordu. Komedyen suçlamaları reddetti, sözlerine açıklık getirdi.

Göktaş’ın sorulan sözleri ve yanıtları şöyle:

Sorulan sözleri

“Bilmeyenleriniz vardır, saçım buraya (göbeğe) kadardı. Yine aynı bıyık, aynı surat… Böyle söylemediğim sert bir cümleyi söylemişim gibi bir etki uyandırıyor. Özellikle esnafla konuşurken enkaz devralıyorum. Sanki ağzım ‘Merhaba’ diyor, sıfatım ‘İlk üç kitap iyiydi dördüncünün çevirisi zayıf’ diyor. Benim cümlem değil, böyle düşünmüyorum…

Hatta dördüncü kitap favorim, birçoğumuz gibi. Dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda ‘Bu son kitap’ demek. Daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya. Ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm.

Yazanı için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse ‘Son kitap’ dedik ya, ‘Domuz da yemeyiversinler’. Fazla empati şirke girmiyordur umarım, birkaç aya öğreniriz.”

Göktaş’ın yanıtı

* Bu söylemlerde, saçımın uzun olduğu dönemde insaların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim.

* Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. Dördüncü kitap olarak kastedilense Kuran-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir.

* İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde dördüncü kitabı sevdiğimi beyan ettim, bu söylemde dördüncü kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur.

* Ben benzer şakayı kelimesi kelimesine ayıı şekilde 3 yıdır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum. Yaklaşık 100 bin kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır.

Sorulan sözleri

“Bütün yılın stresini denize akıtacağım. Tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım.

Siktiğimin dalgıçları… Gerçekten gerçekten nefret ediyorum…

Boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz, Harbiye isminin hakkını verdik, Deniz Baykal ölmedi, bilinç altınızda yaşıyor.

Burayı anlatmayı çok seviyorum, çünkü anlatmaya başladığımda seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar, hayır hayır hayır hayır hayır hayır Deniz sen böyle biri değilsin, hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır.

Ama birkaç kişinin de gözü parlamaya başlıyor. Evet ya 20 yıldır niye kimse bundan bahsetmiyor, konuş be çocuk, su tutmuyor mu? Su tutmuyor mu bu? Bu şaka değil bu arada, gerçekten dalgıçlardan nefret ediyorum.

Göktaş’ın yanıtı

* Burada ben haşemayla denize giren insanlara karşı gösterilen önyargıya yönelik eleştiride bulunuyorum. Hatta söylemin tamamını incelerseniz haşemayla denize giren insanlara karşı önyargılı insanları eleştiriyorum.

* Söylemde ‘siktiğimin dalgıçları’ diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum. Söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlarla ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi önyargısıyla yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum.

* Zaten söylemin devamında da “Harbiye testi geçemediniz” diyerek kastımın seyircinin önyargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum.

Sorulan sözleri

“Kurban bende hiç oturmamıştı. İnanmadım köye gidene kadar. Sonra bir gittim, gerçekten danayı bağlamışlar, dedemin elinde bıçaklar var, bileğliyor. Dedemi ikna etmeye çalıştım. Dede ‘Senin böyle huyların yok, biz seni seviyoruz, biliyoruz, istersen kafa kesersin gerek yok‘. Hatırlıyorum ya dedem bir danayı kesiyordu ve dana bana bakıyormuş gibi hissediyordum. Hadi ‘Deniz kurtar’beni, anlat onlara, tanrının olmayabileceğini söyle, varsa bile bütün bunlara hiç gerek olmadığını söyle.”

Göktaş’ın yanıtı

* Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanla karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır.

Sorulan sözleri

“Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim. Hayatımda bir dakikam bile yok, hani ‘Görüşlerine katılmıyorum ama karizmatik bir lider. Boyu da uzunmuş işte bıyıkları nasıl hep aynı seviyede kesiyor’ falan… Hiçbirini söylemedim.

Ama iyisiyle kötüsüyle beraber bir yolcuğumuz var. Ben 1994’te doğdum, o 1994’te İstanbul belediye başkanı oldu ve hayatının bütün önemli aşamalarına, kariyerindeki bütün ilerlemelere tanık olduk. Komşum gibi, sevmediğim huysuz bir komşu… Ama yine de merak edersin komşunun hayatını, bugün ne yaptı, çöpünde ne var falan… Recep Tayyip Erdoğan’ın utangaç bir diktatörden, kendi kimliğiyla barışık bir diktatöre geçişi…”

Göktaş’ın yanıtı

* Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamuoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, hakaret veya aşağılama kastım bulunmamaktadır.

Sorulan sözleri

“İnternette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor. Belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki ‘Evet ya, 30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya.’

Göktaş’ın yanıtı

* Cumhurbaşkanının hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin bir espridir. Aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum.

Sorulan sözleri

“Keşke daha önce okusaydık ya da terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var. Ben de psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olabilsem diye işte.

Ödemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli. Yan hakları vardır falan, tam benlik meslek ama bana yar etmezler o işi, kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa…

Çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama bunu biz bile görebiliyoruz, adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıkta, işlerin çok iyi gitmediği bell.”

Göktaş’ın yanıtı

* Psikoloji mezunu olduğum için ve cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır.

Deniz Göktaş tutuklandı

Deniz Göktaş’ın emniyet ifadesi: Her türlü politik görüş ya da popüler figür hakkında konuşmalarım var

Göktaş’a desteğe gelmişti: Bir gruptan Kılıçdaroğlu’na ‘hain’ sloganıyla tepki

Kılıçdaroğlu, Deniz Göktaş için adliyeye gitti

Deniz Göktaş’ın avukatı: Yarın hakim karşısına çıkarılacak, durumu iyi

Deniz Göktaş’a ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlaması da yöneltiliyor

Deniz Göktaş, en sevdiği şakasını paylaştı

Deniz Göktaş havalimanında gözaltına alındı

Komedyen Deniz Göktaş’a soruşturma: Gerekçe ‘dini değerleri aşağılama’