7-8 Temmuz’da gerçekleştirilecek NATO Ankara Zirvesi, kamuoyunda haklı olarak daha çok alınan aşırı güvenlik önlemleri, tutuklamalar, basına dayatılan kısıtlamalar ve aşırı harcamalar yönüyle tartışılıyor.
Ankaralıları sıkıntılı bir haftanın beklediği kuşkusuz.
22 yıl önce Proje Koordinatörü olarak görev yaptığım NATO İstanbul Zirvesi’ni organize ederken bazı sıkı güvenlik önlemleri alınmakla beraber bu denli aşırı önlemlere başvurulmamıştı. Şimdi Ukrayna, İran, Lübnan savaşları ve Gazze krizi nedeniyle hassas bir güvenlik ortamı olduğu kuşkusuz ama o zaman da 2’inci Körfez Savaşı sürüyordu ve El Kaide zirveden çok kısa süre önce İstanbul’da çok kanlı intihar eylemleri gerçekleştirmişti.
Buna rağmen İstanbul’da zirveden hemen önce NATO aleyhtarı gösteriler yapılabilmişti. Kimse evlerinden Ankara’da yapıldığı gibi tedbiren toplanıp tutuklanmamıştı. İşin garip yanı NATO’daki Avrupalı müttefiklerimiz de artık bunlara seslerini çıkarmıyor.
Bir zamanlar Türkiye’de Avrupa ile ilişkilerimiz geliştikçe demokrasi ve insan hakları standartlarımızın yükseleceğine inanılırdı. Bu anlayışta belli bir aşağılık kompleksi olmasına rağmen kimse bunu sorgulamazdı. Standartlar yükselsin de isterse dışarıdan gelsin anlayışının aslında mandacılığın başka bir yüzü olduğunu kabul etmek gerekir.