Sadece Türkiye’de değil dünyanın dört bir yanında siyasi liderlerin başka herkesten önce kendi siyasi rakiplerini saptamaya ve onların önlerini kesmeye çalıştığına dair çok sayıda öykü biliriz.
Demokratik rejimlerde de bu böyledir ama sanırım en yüksek paranoya otoriter rejimlerde ve diktatörlüklerde yaşanır.
Bunun sebebi de belli: Bu rejimler genellikle tehdidi dışarıda değil içeride, en yakında görürler; çünkü bir diktatörü deviren şey çoğunlukla saray darbeleridir, dışarıdaki muhalefet değil.
Bu tür liderler açısından paranoya, neredeyse doğal bir hayatta kalma refleksi. Sürekli tehdit algılamaya çalışan bir radarları var ve bu radar 24 saat çalışıyor.
Ama bir de radarın ötesi var. Bu otoriter liderlerin etrafı her zaman ona rakipler, düşmanlar hakkında bilgi taşıyan dedikoducularla dolu olur. Lidere etrafta onun altını oymak isteyen kişilerle ilgili öyle çok dedikodu akar, öyle çok insan hakkında laf gelir ki, bir süre sonra lider kime güveneceğini şaşırır.