Hangi yıl terk edildi hatırlamıyorum; daha önce TÜİK’in şöyle bir uygulaması vardı. Açıklanan her haber bülteninin altında o bültenle ilgili teknik bilgi verebilecek birimin ve kişinin adı ve telefonu yer alır, çok kolaylıkla ve çok hızlı bir şekilde gereken teknik bilgiye ulaşmak mümkün olurdu.
TÜİK bu uygulamayı terk etti. Şimdi bir çağrı merkezi var; 124. Burayı arayacaksınız, oradaki görevliye derdinizi anlatacaksınız…
124 sizi başka bir birime aktaracak.
O birim de aslında bilgi verebilecek değil de sorduğunuz soruya kimin yanıt verebileceğini belki bilecek bir birim olacak.
Oradan aldığınız numarayı arayacaksınız, önce karşınıza çıkanın “Ama ben açıklamaya yapmaya yetkili değilim” gerekçesini dinleyeceksiniz, belki bir bilgi alabileceksiniz ve o sırada haber ya da köşe yazınız bekliyor olacak.
Basınla ilgili birim ne güne duruyor! Basın birimimiz de bu işle görevli, diyebilirsiniz. Ben pek emin değilim! Basın müşaviri meşgul değilse telefona elbette bakar; ancak her istatistiğin detayını bilmesi doğaldır ki mümkün olmadığı için o da ilgili birimden bilgi alıp dönmek durumundadır.
Ama zaten kamu kurumlarındaki basın müşavirlerinin, tabii ki TÜİK basın müşavirinin de her gazeteci ile derhal bire bir iletişim kurma yükümlülüğü de yok, yani yokmuş! Bunu yeni öğrendim, öğrendiğim de iyi oldu.
TÜİK’e düşen o devasa cam binaya hapsolmuşçasına çalışmak değil, üretilen bilginin en kısa zamanda ve en doğru şekilde yorumlanacak biçimde kamuoyuna mal olmasını sağlamaktır.