Gerçi bugün CHP’de yaşananların siyaset tarihinde hiçbir benzeri yok ama olayın “yeni parti” boyutu AK Parti’nin kuruluş şartlarını kesinlikle andırıyor. 2001’de Milli Görüş hareketinden ayrılan kadronun teşkil ettiği AK Parti ile şimdilerde CHP’den ayrılması beklenen kadronun kuracağı parti arasındaki en önemli -belki de tek anlamlı- benzerlik ise her ikisinde de “ana gövdenin kopuşu”.
Peki, bir adli mahkemenin Mutlak Butlan kararıyla görevden alınan eski CHP yöneticileri kuracakları yeni partiyi, vaktiyle AK Parti kurucularının yaptığı gibi, gerçekten “yeni bir parti” olarak mı kurguluyorlar?
Yani bu zorunlu durumu bir yenilenme fırsatı olarak görüyorlar mı? Birtakım gereksiz bagajlardan kurtulma imkanı olarak değerlendiriyorlar mı? 21. yüzyıl Türkiye’sinin ihtiyacı olan kapsayıcı ve kucaklayıcı yeni bir siyasi vizyon oluşturmaya vesile kılmak istiyorlar mı?
Mamafih özellikle son dönemlerde, ülkenin “değişmez ana muhalefet partisi” olmayı yeterli görmeyen CHP yöneticileri geniş toplum kesimlerine ulaşmanın yollarını aramaktan vaz geçmediler. İstanbul ve Ankara’da “milliyetçi/muhafazakar seçmenin oy vermekten imtina etmeyeceği” profildeki adaylar göstermesi sayesinde seçim kazandı. Ama yine de geniş toplum kesimlerinin “oy vermekten imtina etmeyeceği” bir partiye dönüşemedi tam anlamıyla.
Onun için “Şimdi halkın karşısına ‘yeni bir CHP’ mi, yoksa ‘orijinal CHP’ mi çıkacak” sorusu önemsiz bir soru değil.