Yükselen homurtudan anladığım kadarıyla Kadir İnanır’a vedaya gelenler, Kılıçdaroğlu’nun varlığını hoş karşılamamış. Ortaya çıkan, en hafifinden bir hoşnutsuzluk manzarasıydı.
Yahu kalkan cenaze; toplumsal meselelerdeki duruşuyla Kadir İnanır’ın, canlandırdığı film karakteriyle Tatar Ramazan’ın.
O Kadir İnanır ki… Hayat arkadaşı Jülide Kural’ın tanımlamasıyla “haksızlık karşısında taşan bir öfke”yi temsil ediyordu.
Gerçek hayatta da oynadığı rollerde de adâletsizliğe başkaldırmanın sembolüydü.
O Tatar Ramazan ki… Haksızlığa gelemiyordu, kalleşliğe ve zorbalığa tahammülü yoktu.
‘Butlan Kemal’ olarak anılmayı göze alan aktörse bir salon siyasetçisi. Yaşantısını haksıza karşı haklıyı, mağduru tutmak üzerine kuran Kadir İnanır’ın cenazesinde başka nasıl karşılanmayı bekliyordu? Cidden ne geçiriyordu aklından?
Butlancılar kamuoyundaki ‘atanmış kayyum’ imajlarının neye denk düştüğünü, niçin ‘Butlan Kemal’ yakıştırmasıyla anıldıklarını, sinemadaki iyi-kötü karakterlerin çatışmasında hangi tarafla eşleştirildiklerini bir daha düşünsün.
Tatar Ramazan’ı seven, Butlan Kemal’i sevip bağrına basabilir mi hiç?