Sağ olsun AKP bu alana o kadar yüksek değer biçti ve buradan yürüdü ki yeni dönemde kimseye siyaset veya politikaya dair bir gerçeği ifade edemiyorsunuz. Bu öylesine yaygın ve haklılık payı olan bir algı ki, pek çoğumuz siyasete bir tür “tiksintiyle” yaklaşıyoruz.
Bu kanı dünyada genel olarak çok yaygın olduğu için Graeme Garrard ve James Bernard Murphy oturup bir çalışma yapmışlar. Çalışmanın adına da “Politik olarak nasıl düşünülmeli?” demişler. Dertleri, bizi bu yüzeysel bıkkınlıktan kurtararak daha derin bir soruyla baş başa bırakmak: “Gerçekte nasıl politik düşünmeliyiz?”
Kitap aslında bir metaforla özetliyor; siyaset ve düşünce dünyası soğukta hayatta kalmak için birbirine sokulan ama çok yaklaştıklarında dikenleri yüzünden birbirine batan kirpiler gibidir. İkisi birbirine hem muhtaçtır hem de birbirini yaralar.
Diğer yandan politik düşünmek, tarafsız ve steril bir gözlem yapma noktasına geçmek değildir. Hayatın içine girmek, ama hayatın gürültüsüne teslim olmamaktır. Gücü görmek, ama güce tapmamaktır. Adaleti savunmak, ama adaleti boş bir dileğe çevirmemektir. Halkı önemsemek, ama halk adına konuşan her güce teslim olmamaktır. Devleti anlamak, ama devleti kutsallaştırmamaktır. Özgürlüğü savunmak, ama ortak yaşamın sorumluluğunu unutmamaktır. Özetle böyle bir şeydir deniyor…