Demokratik sistemlerde siyasetçiler her zaman denetlendi. Muhalefet tarafından eleştirildiler, gazeteciler tarafından sorgulandılar ve seçim dönemlerinde seçmenin karşısına çıktılar. Ancak bütün bu denetimin önünde görünmeyen bir engel vardı: İnsan hafızası.
Beş yıl önce verilen bir söz, iki seçim önce yapılan bir açıklama ya da yıllar önce dile getirilen bir vaat zamanla silikleşebiliyordu. Bir siyasetçi aynı konuda birbirine tamamen zıt açıklamalar yaptığında bunu fark edecek kişi sayısı oldukça sınırlıydı. Gazeteciler eski kayıtları günlerce tarıyor, görüntüler buluyor ve açıklamaları tek tek karşılaştırıyordu. Çoğu çelişki ise haber arşivlerinde kalıyor, kamuoyunun gündemine hiç ulaşmadan kayboluyordu.
Yapay zekâ ise zamanla yarışmıyor. O unutmadığı gibi yorulmuyor da. Siz konuşurken aynı anda geçmiş konuşmalarınızı, seçim vaatlerinizi, sosyal medya paylaşımlarınızı ve resmî verileri önünüze koyabiliyor. Böylece geçmiş, ilk kez bu kadar güçlü biçimde bugünün içine taşınıyor.
Burada yaşanan değişim, artık hiçbir yalanın fark edilmediği ya da unutulduğu bahanesine sığınamayacak olması olacak. Bundan sonra karar yine seçmenin olacak. Ancak bu kez seçmen, gerçeği unutarak değil; görmezden gelerek değil; gerçeği göre göre, hatırlaya hatırlaya karar verecek.
Çünkü yapay zekâ çağında söz de uçmayacak, yazı da.