Deniz Göktaş, 90 kuşağının en muzip temsilcilerinden biri. Politika ile yoğrulmuş mizahını bir silah gibi kullanmada mahir. Her ne kadar ilk gösterisi Selam Selam’da ince bileklerini gösterip, “Ben bu bileklerle ancak bildiri yazarım” diyorduysa da sahnede Ölü Deniz oyunu ile yazacağı bildirinin ne derece etkili olacağından habersizdi belki de.
Göktaş uzun saçlarını kestirmiş, bıyık bırakmış; her ne kadar kendisini flörtöz İslamcı delikanlılara benzetse de kendisi gibi Ankara ekolünden olan Arkadaş Zekâi Özger’i daha fazla andırıyor bana göre. Arkadaş Zekâi Özger ince zekâsını şiir sahasında kullanmıştı, Göktaş mizahı, üstelik gösteri mizahını tercih ediyor.
Bunun sadece gösteri sanatlarında değil, siyasette de sahneyi giderek daha fazla gençlerin yaratıcılığına, mizahına, muzip tarzlarına bırakacağı öngörülebilir. Daha hafif bir ifadeyle, bu damarı yakalayamayan siyasi hareketlerin kadük kalacağını; gençlikle ve bu gençliğe güvenen daha geniş bir seçmen kitlesi ile buluşamayacağını söyleyebiliriz.
Deniz Göktaş’a kızabilirsiniz; ama hakkını da vermek lazım. Bir saati aşkın gösterisinde bir sağdan asıyor, bir soldan…