İktidar tarafında Erdoğan liderliğinde çeşitli partilerden oluşan bir cephe var. Lider merkezli bir cephe olduğu için kendi içinde bir dengede gidiyor. Muhalefet tarafında ise durum malum. Halk değişim istiyor, tabandan gelecek dalgayı önüne katıp iktidara taşıyacak kişi ve kadrolara ihtiyaç var. Seçmen bunun arayışı içinde. Arayış içindeki bu seçmenin önündeki bir tuzak da içerik siyaseti tuzağı.
Arayış içindeki seçmen konvansiyonel medyaya güvenini tamamen yitirmiş durumda, siyaseti dijital medyadan takip ediyor. Algoritmanın kral olduğu dijital alemde siyasetçi de bir performansçıya dönüşmüş durumda.
Siyasetçi sürekli bir yerlere gitsin, acayip bir şey desin ya da yapsın. Bu yaptığı viral olsun. Muhalif seçmen alkışlasın ve ‘Oh be! ne güzel dedi, ne güzel yaptı’ tatminiyle gece kafasını yastığa huzurla koysun. Elbette bu siyasetin parçası ama tamamı değil. Siyaset en dikkat çeken en çılgın şeyi yapma değil, en doğru stratejiyi çizme işidir. Bu nedenle sürekli ölçümler yapılır, rakamlara bakılır. Strateji içerik üretiminin arkasında kalıyor. Meşakkatli taraf seçmenin görmediği taraf olduğu için boşlanıyor.