Deniz Ş. Sert: Avrupa'nın önündeki asıl soru kaç kişiyi sınır dışı edebileceği değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Avrupa Parlamentosu, 17 Haziran 2026’da yeni Geri Dönüş Tüzüğü’nü 218’e karşı 418 oyla kabul etti. Düzenleme, Avrupa’da kalma hakkı bulunmadığına karar verilen kişilerin AB dışındaki üçüncü ülkelerde kurulacak merkezlere gönderilebilmesinin önünü açıyor.

(…)

Devletlerin sınırlarını kontrol etmek istemeleri meşru bir talep. Ama bunun yanında iltica başvurularını makul sürelerde sonuçlandırmaları, insan kaçakçılığıyla mücadele etmeleri ve ülkede kalma hakkı bulunmadığı kesinleşmiş kişiler için uygulanabilir bir geri dönüş sistemi oluşturmaları gerekiyor. Kısacası, kontrol ile hukuksuzluk aynı şey değil.

İnsanları hiçbir bağlarının bulunmadığı ülkelere göndermek, onları uzun süre kapalı merkezlerde tutmak veya tekil suçları bütün toplulukları hedef göstermek için kullanmak göç sorununu çözmüyor. Tam tersine, hukukun ve toplumsal barışın aşınmasına yol açıyor.

İltica başvuruları azalırken göçmen karşıtlığının büyümesi, Avrupa’daki krizin yalnızca sınırlarına gelen insanların sayısıyla ilgili olmadığını gösteriyor. Bu aynı zamanda bir devlet kapasitesi, siyasi temsil, toplumsal güven ve kimlik krizi. Avrupa’nın önündeki asıl soru kaç kişiyi sınır dışı edebileceği değil. Güvenliği sağlama iddiasıyla hareket ederken hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu koruyup koruyamayacağı. Çünkü demokratik devletin gücü yalnızca sınırlarını ne kadar sert koruduğuyla değil, en savunmasız kişiye karşı bile hukuk içinde kalabilmesiyle ölçülür.

Deniz Ş. Sert’in yazısı