Su molası bu yüzden küçük bir ayrıntı gibi görünse de geniş bir dönüşümün belirtisi. Oyuncu sağlığı için açılan kapıdan reklam giriyor, reklamın açtığı alandan antrenör giriyor, antrenörün müdahalesi oyunun iç sezgisini daraltıyor. Ortaya çıkan şey hâlâ futbol; ama futbolun hangi güçler tarafından biçimlendirildiğini görmek isteyenler için bu molalar önemli bir işaret taşıyor.
Futbol her değişime direnemez. Direnmemeli de. Oyuncu sağlığı, iklim koşulları, maç yoğunluğu ve fiziksel güvenlik üzerine daha ciddi düşünmek zorundayız. Fakat oyunu korumak, onu her yeni ihtiyaca sorgusuz biçimde açmak anlamına gelmez. Su molaları gerçekten sağlık için varsa, reklamdan arındırılmış, kullanım şartları şeffaf biçimde belirlenmiş, teknik müdahale alanı sınırlanmış bir düzen kurulabilir. Aksi hâlde bu uygulama, futbolun bedenini koruma iddiasıyla ruhunu biraz daha pazara teslim eden bir araca dönüşür.
Futbolun büyüsü kesintisizlikte değil, akışın kendi içinde taşıdığı belirsizlikte saklıdır. O belirsizlik yorulur, hata yapar, karar değiştirir, oyunu hiç beklenmeyen bir yerden kırar. Her duraklama bu ihtimâli azaltmaz; ama her yeni duraklama, oyunun kime ait olduğu sorusunu biraz daha görünür kılar. Bugün tartıştığımız şey üç dakikalık su arası gibi duruyor. Aslında konuştuğumuz, futbolun zamanı üzerinde kimin söz sahibi olacağı.