Gazeteye duyulan güvensizlik, bir dönem alternatif medya arayışını doğurdu. İnsanlar kendi mecralarını kurdu; bağımsız haber siteleri, podcastler, YouTube kanalları ve dijital yayınlar ortaya çıktı. Kapatıldılar, dava edildiler, ekonomik baskılarla karşılaştılar. Ama bütün bunlar aynı zamanda bir direniş oluşturuyordu. Çünkü bir mecra susturulduğunda bunu biliyordu. Okuru da neyin engellendiğini görebiliyordu. Sansür görünürdü; karşısında durulabilir, itiraz edilebilir, hatta etrafından dolaşılabilirdi.
Algoritmaların dünyasında ise daha karmaşık bir mekanizma işliyor. İçerik çoğu zaman kaldırılmıyor. Paylaşılmaya devam ediyor, beğeni almaya devam ediyor, kullanıcı konuştuğunu, eleştirdiğini, hatta muhalefet ettiğini düşünüyor. Oysa algoritma sessizce erişimi daraltıyor, yayılmayı yavaşlatıyor, görünürlüğü azaltıyor. Böylece kişi sesinin duyulduğunu sanırken, aslında yalnızca kendisine ayrılmış dar bir odada konuşuyor.
Bir diğer deyişle, susturulduğunu bilmeden konuşmaya devam ediyor.