Artık önde gelen Avrupa milli takımlarının hepsi birer göçmenler karması gibi. Fransa’nın “mavi, beyaz, kırmızı”sı milli takımda “siyah, beyaz ve -Müslüman Arap kökenlilerden esinle- Yeşil”e dönüşmüş durumda… Lyon’un yoksul sosyal konutlarının duvarlarında Benzama’nın yanında Cherki’nin resimleri görünüyor artık.
Dünya Kupası’ndaki futbolcuların dörtte biri doğduğu ülkenin milli takımında oynamıyormuş… Fransa gibi önde gelen Avrupa ülkelerinin altyapılarında yetişen göçmen çocukları o ülkenin milli takımlarında yer bulamayınca ailelerinin geldikleri ülke milli takımlarında çıkıyorlar dünya sahnesine. Belki de köklerine borçlu olduklarını düşünerek daha güçlü bir aidiyetle daha yüksek enerjiyle oynuyorlar milli maçları… Umarım Fransa’yla Fas ilerideki turlarda eşleşirler de 2022 yarı finalinin rövanşını izleriz.
Dünya Kupaları göçmenlerin kupaları artık. Birkaç ülke dışında çoğu kadro birer “dünyalar karması…” Ülkeler arasında güç farkları da azalıyor. Kupada süs olacağı sanılan Yeşil Burun ve Curaçao gibi ülkeler bu oyunu “biz de oynarız” diyor.
Trump gibi dünyayı kendi oyun alanı gören politikacıların, küresel kâra doyamayan teknogarkların ve onların etekleri altına sığınmış FIFA Başkanı Infantino gibi fırsatçıların birer sayıdan ibaret gördüğü yoksullar, ezilenler, dışlananlar, Yeşil Burun’un futbol emekçisi Vozinha’nın her kurtarışında, Curaçaolu Comenencia’nın golünde, Yamal’ın gülen cingöz yüzünde, Avustralyalı Jackson Irvine’ın duruşunda “Biz de bu dünyada varız” diyor.