Tuğçe Tatari: Kürt dili ve meselesinde ne noktadayız sorusuna yanıt niteliğinde bir olay

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kürt dili ve Kürt meselesinde ülkece ne noktadayız sorusuna verilecek yanıt niteliğinde bir olay geldi başımıza, bunu kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Biliyorsunuz, geçen hafta CHP’nin grup toplantısını izlemek üzere Meclis’teydik.

Yanımdaki kadın meslektaşımla güvenliğe yöneldik. Aramadan geçeceğiz, rutin kontroller olacak, çantamız aranacak diye beklerken -buraya olay yerinin Meclisin Dikmen kapısı olduğu notunu da düşmeliyim- önce meslektaşımın çantası sorun oldu. Bez bir çanta, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin çantası. Üzerinde bir fotoğraf makinesi resmi var ve altında da Kürtçe “Çapemenîya Azad Civaka Azad” yazıyor, yani “Özgür Basın, Özgür Toplum”.

Çantayı tuttular. Onlarca telefonlaşma, kelimelerin ne anlama geldiğini öğrenme girişimi fazlasıyla uzun sürdü. Sonra aralarında tartıştılar ve “Çantayı içeriye sokamazsınız” dendi.

Meslektaşım Rengin Azizoğlu çantasına neden el konulduğunu anlamaya çalışırken, “Slogan yazıyor üzerinde” dendi.

Oysa üzerinde “Özgür Basın, Özgür Toplum” yazıyordu.

Bunu da söylemiş olmamıza rağmen meslektaşıma küçük bir naylon torba verdiler. “Tüm eşyalarını bunun içine geçir, çantanı çıkarken alırsın” dediler.

Son derece sert ve mesafeli olan güvenlik mensupları bu defa bizi arama kabinlerine aldı. Kollarımı kaldırdım, bacaklarımı ayırdım, rutindir diye bekliyorum.

“Üzerini kaldır” sesiyle irkildim.

Nasıl üzerimi?

“Bluzunu” dedi.

Gayriihtiyari kaldırdım, düşünmeden, istemsiz.

Sonra da kendime öfkelendim, buna neden müsaade ettim diye.

Bir adım ötesi olan çıplak arama insanın onuruna yönelik bir uygulamadır, demeliydim ve Meclis’e girememe pahasına o bluzu kaldırmamalıydım!

Tuğçe Tatari’nin yazısı