Ağır bir ekonomik krizden geçen Küba, ülkeyi yabancı sermayeye ve özel girişimlere açma kararı aldı.

ABD’nin baskısı ülkeyi krize sürüklemişti
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin baskıyı artırdığı Küba, son aylarda ciddi ölçüde enerji krizi, elektrik kesintileri, gıda ve ilaç sıkıntısıyla karşı karşıya.
Washington, Küba’nın en önemli petrol tedarikçisi Venezuela’nın sevkiyatını engellemiş, bu durum ülkedeki krizi daha da derinleştirmişti. ABD ordusu bu yılın başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu evinden alıp ABD’ye kaçırmıştı.
Küba’da yakıt kıtlığı nedeniyle toplu taşıma neredeyse tamamen durma noktasında. Birçok kentte çöplerin bile toplanamadığı belirtiliyor. Başkent Havana’da vatandaşlar 40 dereceyi bulan sıcaklarda okula veya işe yürüyerek gitmek zorunda kalıyor.
Karaborsada benzinin litre fiyatının sekiz dolara kadar yükseldiği de belirtiliyor.
‘Sosyalizmden vazgeçmek anlamına gelmiyor’
DW Türkçe’nin haberine göre Küba parlamentosu ülkeyi dış sermaye ve yatırımlara açacak kapsamlı bir reform paketini kabul etti.
176 maddeden oluşan plan, ekonominin dışa açılmasını, bürokratik engellerin azaltılmasını ve piyasa ekonomisi mekanizmalarının devreye sokulmasını öngörüyor.
Oylamanın ardından konuşan Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, “Sevgili Küba’mız bu yüzyılın en zor döneminden geçiyor ve onu kurtarmak bizim tarihi sorumluluğumuzdur” dedi.
Söz konusu reformun Trump’ı Küba’ya tehditlerden vazgeçirip geçirmeyeceğiyse bilinmiyor.
Küba’nın ABD’yle görüşmeye hazır olduğunu belirten Diaz-Canel, reform planının kendi ulusal kararları olduğunu ve Washington’la olası müzakerelerle bir bağlantısı olmadığını savundu.
Yeni planı destekleyen Küba Başbakanı Manuel Marrero Cruz da söz konusu adımın ‘sosyalizm için yürütülen mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmediğini, aksine onun varlığını sürdürebilmesi için gerekli görüldüğünü’ vurguladı.