Harry Potter evrenindeki Voldemort gibi, iklim krizi de küresel diplomaside herkesin varlığını bildiği ama bazı masalarda adını anmaktan kaçındığı bir başlığa dönüşüyor.
Bonn’da gelişmekte olan ülkeler uyum, kayıp-zarar ve fosil yakıtlardan adil çıkış için somut finansman isterken; Evian’da G7 liderleri aynı krizi enerji güvenliği, kritik mineraller ve tedarik zincirleri üzerinden konuşuyor. COP31’e giden yol artık yalnızca emisyon hedeflerinden değil, söz ile kaynak arasındaki güven açığının nasıl kapatılacağından geçiyor.
Bu çelişki yeni değil ama bugün daha sert. Çünkü iklim krizi artık yalnızca çevre başlığı değil, enfl asyon, gıda fiyatları, enerji güvenliği, göç, borç sürdürülebilirliği, sigorta maliyetleri, sağlık sistemleri ve siyasi istikrarı yakından ilgilendiriyor. G7’nin iklimi gündemden çıkarması, iklimin etkilerini ortadan kaldırmıyor, sadece krizin adını değiştirmiş oluyor.
Diplomasi dilinde kullanılmayan kelime “iklim.” G7 liderleri, ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle açık bir iklim gerilimi yaşamamak için gündemi özellikle “iklim” kelimesinden arındırmış durumda.
Trump’ın küresel ısınmayı geçmişte “aldatmaca” olarak nitelendiren yaklaşımı, yalnızca Washington’un iklim politikasını değil, çok tarafl ı diplomasinin dilini de değiştiriyor.