Mustafa Yalçıner: 'Ankara siyaseti' ile 'sokak siyaseti' arasındaki fark 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu koşullarda CHP’nin tasfiye edilmekte olan seçilmiş yönetiminin, eğer Özel’in açıkladığı gibi mücadeleye niyeti varsa, parti-içi mücadeleye dalıp “sen-ben kavgası”ndan başka türlü görünmesi olanaksız yolu değil, herhalde halkın taleplerini sahiplenip sırtını halka dayaması beklenir.

Demokrasi ve hukuku sadece kendileri için istemiyorlarsa, “mesele rejimle ‘millet’ arasında” diyorlarsa, emekçi halkın yüzleştiği binbir ekonomik ve sosyal adaletsizlikle sendikal örgütlenme, toplanma, söz söyleme vb. alanlarında yüz yüze oldukları hak yoksunluklarının giderilmesi için mücadele şarttır.

Tartışma konusu edilen “Ankara siyaseti” ile “sokak siyaseti” arasındaki fark ve Bahçeli’nin Özel’e yönelttiği uyarı asıl buradadır, yoksa sokak ve meydanlarda “Biz daha iyi yönetiriz”, “Sandıktan AKP değil, biz çıkmalıyız” içerikli mitingler düzenlemede değil. O da sokaktır, ama “üstten” siyaset yapmaktır.

Anlaşılır şeydir, başlı başına bir kurum ve “devleti kuran parti” olan CHP’yi terk etmekten kaçınılmaktadır. Ancak hele bu hukuksuzluk ve faşizmin inşa ortamında parti-içi didişmeyle varılabilecek bir hedef de yoktur.

Tamam, görülüyor, Kılıçdaroğlu iktidarın istediğini yapmaktadır; ancak onunla mücadele de iktidarla mücadeleye, öyleyse demokrasi mücadelesine bağlanmadan sonuç alınamaz.

Mustafa Yalçıner’in yazısı