Bekir Ağırdır: İnsanlar yalnızca kimin haklı olduğunu öğrenmek istemiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün hem iktidar hem muhalefet eski siyaset alışkanlıklarıyla hareket ediyor. İktidar hâlâ toplumu güvenlik ve beka ekseninde tanımlıyor. Muhalefet ise iktidarın yanlışlarını göstermenin kendiliğinden toplumsal destek üreteceğini varsayıyor.

Oysa araştırmaların da gösterdiği gibi toplum ne yalnızca iktidarın anlattığı hikâyeye inanıyor ne de muhalefete bütünüyle teslim oluyor. İnsanlar giderek daha fazla kendi hayatlarından hareketle siyaset okuyor. Mahkemelere kendi adalet duygusu üzerinden, ekonomiye çocuğunun geleceği üzerinden bakıyor.

Bu nedenle siyasetin önündeki mesele artık yalnızca seçmenin parti tercihini değiştirmek değil. Toplumun yeniden güvenebileceği bir gelecek duygusu üretebilmek.

Belki de mesele burada düğümleniyor. Türkiye değişiyor, beklentiler değişiyor. Tarih sosyal demokrasiye bir kez daha aynı soruyu soruyor: “Bu değişimi anlayabilecek misin?”

Yaşananlar karşısında CHP’nin ve muhalefetin yalnızca bugüne itirazı yeterli değil. Ama yalnızca geleceğin hikayesini anlatarak toplumu ikna etmesi de mümkün değil.

Çünkü toplumun temel duygusu endişe ve umutsuzluk. İnsanlar yalnızca kimin haklı olduğunu öğrenmek istemiyor. Bir çıkış yolu da görmek istiyor. Bir bakıma insanlar geleceklerini arıyor.

Bu nedenle başta CHP, muhalefetin önündeki görev baskılara direnmek kadar, direnirken umut ve gelecek duygusu da üretebilmek. Ama nasıl?

Bekir Ağırdır’ın yazısı