Mehmet Y. Yılmaz: Dünya Kupası için geri sayarken, bu rehber elinizin altında dursun!

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu anlamlı konuşmalar her maç öncesinde tekrarlanır. Ortalama bir TV – futbol seyircisi her sezonda en az 240 kez (haftada sekizden 30 hafta süresince) bu röportajları dinler ama her seferinde sanki yeni bir şey işitiyormuşçasına heyecan duyar.

Maç sonrası röportajları da hiç değişmez.

Soru: Golü attığında neler hissettin?

Cevap: Top önüme geldi, vurdum, gol oldu.

Soru: Yenilgiyi bekliyor muydun?

Cevap: Hayır, kazanmak için çıkmıştık ama şansımız tutmadı.

Çoğu eski futbolcu ya da hakem olan yorumcuların konuşmaları ve karşılıklı tartışmaları da karbon kağıdı ile çoğaltılmış gibidir.

Futbolculuğu sırasında “kazma” olarak tanıdığınız bir yorumcunun, sahadaki en teknik oyuncuyu bile beğenmediğini işitir, kulaklarınıza inanamazsınız.

Ya da hakemliği sırasında birçok maçı katleden eski hakemlerin “hakemsen o penaltıyı vereceksin arkadaş” yorumlarını dinler, içinizden yükselen televizyonunuzu kırma isteğinizi zor bastırırsınız.

Maçları canlı yayında anlatan sunucular da bir başka alemdir.

Zaten canlı canlı izlediğiniz maçı “top direğe çarpıp dışarı çıktı. İrfan Can aldığı topla sağ kanattan rakip kaleye doğru gidiyor, karşısında iki rakip oyuncu var” şeklinde anlatmaları benim gibi birçok futbol izleyicisini delirtebilir.

Bu sadece bize özgü bir durum değil, İngilizleri biraz kenara ayırın geri kalan her yerde maç böyle anlatılıyor.

Onun için televizyonlarınızı kırmaktan vazgeçin ve koltuğunuza uzanıp dünya kupasının keyfini çıkarmaya bakın.

Mehmet Y. Yılmaz’ın yazısı